fbpx
Sosyal Hesaplarımız

Köşe Kadraj

Tehlike Kapıda: Su Savaşları

Sadece Avrupa ve Amerika değil, Arap ülkelerinin gözü de bizim su kaynaklarımızdadır. Özellikle Fırat ve Dicle üzerine planlar yapılmaktadır.

Tarih:

on

Tehlike Kapıda: Su Savaşları

Doğal kaynak hacminin giderek eridiği çağımızda, birçok ülkenin bu kaynakları kendi kontrolünde tutmak amacıyla zor kullanması ve bununda bazen silahlı çatışmaya vardığına şahit olmaktayız. Elbette ki su en önemli hayat kaynağı olunca, yeryüzündeki su kaynaklarının azalması çok kötü sonuçlar doğuracaktır; su savaşları…

  • 1 milyar kişi sudan mahrum,
  • 2.5 milyar kişi arıtılmamış kirli sular içiyor,
  • Kirli sulardan bulaşan hastalıklar yüzünden haftada 35bin kişi ölüyor.
  • Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, gelişmekte olan 3.dünya ülkelerinde hastalıkların % 80 ’i kirli su kaynaklı,
  • Çin de nehirlerin % 40 ’ı, içme su kaynaklarının % 50 ’si kirlenmiş durumda.
  • Tatlı su kaynaklarının % 70 ’i hala tarımda kullanılıyor ve tatlı suyun büyük bir kısmı buz kütleleri halinde bulunuyor.
  • Bir ABD’li günde ortalama 500 litre, bir İngiliz 200 litre, bir Mozambikli 9,3 litre, bir Gambiyalı 4,5 litre su tüketiyor.
  • Bir kilogram patates üretmek için 1000,bir kilogram mısır için 1400,bir kilogram buğday için 1450 litre su gerekiyor.

Bilim adamları, iklim değişikliğinin yol açacağı doğal afetler ve su sıkıntısı yüzünden bölgesel gerginliklerin tırmanışa geçip savaşların çıkabileceği uyarısında bulundular. Nüfus artışına bağlı olarak, tarım alanlarının genişleme zorunluluğu daha fazla su gerektireceğinden Ortadoğu gibi aynı su havzalarından yararlanan ülkeler arasında su yüzünden çatışma çıkabileceği tehlikesine dikkat çekildi.

Suyumuz Artık Politik Bir Araç

Dış politika uzmanlarına göre ABD’nin Irak’ı işgali, petrol gibi suyun paylaşımı ve su sıkıntısı çeken İsrail’in Dicle ve Fırat’tan da yararlanabilmesi için planlandı. Bu varsayımdan hareketle, önümüzdeki on yıllık dönemde bölgede yaşanabilecek bir savaşın, özellikle Dicle ve Fırat sularından kaynaklanacağı öngörülüyor.

Avrupa Birliğinin, Fırat ve Dicle’nin yönetimini istemesi, ABD üniversitelerinin Fırat ve Dicle araştırma grupları kurarak ülkemizin su politikalarına bu enstitüler aracılığıyla müdahalelerde bulunması, ülke yönetiminin su kaynaklarına muktedir olamadığının açık bir kanıtıdır.

Geldiğimiz Duruma Bir Bakın

Sadece Avrupa ve Amerika değil, Arap ülkelerinin gözü de bizim su kaynaklarımızdadır. Özellikle Fırat ve Dicle üzerine planlar yapılmaktadır. ABD Ulusal İstihbarat Konseyi tarafından Küresel Trendler 2015 adlı raporda 2015 yılında su savaşı çıkabileceği belirtiliyor.

Tehlike Kapıda…

Küresel ısınma ve erozyonlaşma ile su kaynaklarımızın önümüzdeki 50 yıl içinde %30’unu kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunan uzmanlar devletimizin esaslı bir su politikası hazırlaması gerektiğini belirtiyorlar. Eğer biz proje üretmezsek,tedbirler almazsak dış ülkeler bize senaryolarını dayatacak.dünya susuz kaldıkça bizim su kaynaklarımıza sahip çıkacak “bizim projemiz var” deyip müdahale edecek.

Sahip olduğumuz yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı eni iyi şekilde değerlendirmeli, bize karşı palanları olan devletlere “dur” demesini bilmeliyiz. Aksi halde 20.yy başlarında  petrol yüzünden parçalanan Osmanlı Devleti gibi 21.yy da da Türkiye’mizi de bölmek isteyeceklerdir.

Reklam Alanı Kızılay Web Banner 468X060
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Gezi Kadraj

İstanbul’un Anıt Ağaçları

“Eski İstanbullular” gibi zihnimizde ve imgelemimizde saygıdeğer, kültürlü, görmüş geçirmiş ihtiyarlar şeklinde beliren sözcükleri bu şehrin anıt ağaçlarıyla birleştirmek sanki doğru oldu.

Tarih:

on

Artık büyük ölçüde yitirilen İstanbul kültürünün ve coğrafi zenginliğin henüz var olduğu zamanlardan günümüze ulaşan nebati devlerin hikayesini Volkan Yalazay yazdı.

Yeşil Gazete’de yer alan İstanbul’un anıt ağaçları konulu söyleşide Volkan Yalazay:

“Eski İstanbullu Ağaçlar” Kitabın ismi böyle. Her ne kadar literatüre “Anıt Ağaç” olarak giren ağaçları anlatıyorsam da İstanbul söz konusu olduğunda işin içine “Eski İstanbullular” gibi zihnimizde ve imgelemimizde saygıdeğer, kültürlü, görmüş geçirmiş ihtiyarlar şeklinde beliren sözcükleri bu şehrin anıt ağaçlarıyla birleştirmek sanki doğru oldu. Onlar, yani İstanbul’un anıt ağaçları artık büyük ölçüde yitirdiğimiz bir İstanbul kültürünün ve coğrafi zenginliğinin henüz var olduğu zamanlardan günümüze ulaşan nebati devler.

Detayına değindi.

Söyleşinin tamamı burada

Devamını oku

Yaşam Kadraj

Terkediş

Geceye kenetlenen bir düşüncem karanlığımda kayboluyor. “Eski anılarım” adlı acılarıma kulak veren bu çöküntünün; artık tutunacak dirayeti kalmadı…Terkediş

Tarih:

on

Terkediş

Soğumaya yüz tutmuş dünyama bir yolculuk ettim. Sensiz, eksik, yarım bir ada var; ucu bucağı sonsuz olarak etiketlediğim diyarın sise bulanmış eteğinde. O ada; sen ve benim, bizim, bir bütün olarak kurduğumuz, inşa ettiğimiz hayalleri sakladı. Dizaynı sana ait, inşası bana ait nice katlı evler, nice saçlı evler. Balkonundan seyre daldığımız çocuklarımızı gömdüm, her gün çaba sarf ettiğin bahçemize. Yaşlarını takip eden bir nehir hayalin vardı. İçini temizleyen bir berraklığa sahipti.

Hayal değil, resmettiğimiz; soluksuz yazdığım bir kitap sayfası gibiydi. Seni adanın bir ucundan diğer ucuna sürükleyen paragraf gibi bir hayaldi. Bir ev inşa edilecekti. Bir şehre dönüştü. Sonra da ülkeye. Sonunda dünyaya. Ve sen çekip gittin. Sahip olması en doğal hakkı olan kişi, bu hayalin başyapıtı resmedilemezdin. Hiç bir dilde, bir kelime dahi karşılığı olmayan sen; değiştin. Nedeni bilinmeyen bir değişim.

Hastalık gibi değildi bu… Yada mevsim gibi değildi. Yani geçici olmaktan çok uzak bir farklılıktı bu. İsim vermekte zorlanıyorum buna lakin isimlendirmek ne denli kolaydır? Göç gibi bir şeydi sanki; uzaklara seyahat eden bulut hayal et. Gözden kaybolup yok olan bir seyahat misali. Ne sen bir buluttun ne de seni sürükleyen bir rüzgar vardı, bu hayalde.

***

Elvedalara kulak asmayan bir yolcuydun sen.
Arkana dahi bakmadan çekip giden.
"Belki" diye diyorum... Bir duraksama ile dönsen
ardına belki gidemezdin.
"Tutuklu kalırdın" diye resmettim o anı.

***

Hayalden başka bir şey değil

“Diye”ler ile doldurulmuş bir metin asla gerçekliğe kavuşmayacak. Ve senin o anda duraksaman bile, belirsizlikte kurulmuş, muhtemel hayalden başka bir şey değil.

Bulanan zihnim kabiliyetini yitirdi. Paslanan hayallerim, ot saran karakterim, yosun bağlamış kelimelerimi hapsettim tüm diyarı dönüştürdüğüm zindana.

Senin gittiğin o karanlık vakit, kurduğum acı hatırama ulaştı.

Geceye kenetlenen bir düşüncem karanlığımda kayboluyor. “Eski anılarım” adlı acılarıma kulak veren bu çöküntünün; artık tutunacak dirayeti kalmadı, belleğimde tükettiğim umut zerrelerine. Arafa atılmak istiyor sözcüklerim, senli hayallere kavuşmak adına. Sonsuz ufuklarına açılmak, engin derinliğe sahip gözlerinde hapsolmak istiyorum. Sabahların kokusu olmak, gecelerin nefesi olmak istiyorum teninde. Dilime kazımak istiyorum seni. Aydınlığın, karanlık rotasında esaret olmak istemiyorum.

Ne fayda ki; bunlar, giden senin ardından duyulamayan bir kaç haykırıştan ibaret.

Devamını oku

Köşe Kadraj

Trajedi

Hüznün isimsizliği trajedisi. Günümüzün ağır vebası… İnsanlığın sürekli hüzün içinde, İsim koyamaz ruh halini. Hayatında ideoloji benimsemesi.

Tarih:

on

Yazan:

Trajedi
Yangı

Hüznün isimsizliği trajedisi.
Günümüzün ağır vebası...

İnsanlığın sürekli hüzün içinde,
İsim koyamaz ruh halini
Hayatında ideoloji benimsemesi.
Ufak sanılan küçücük yaranın,
Ur şeklinde vücuda yerleşmesi.
Kestiğin, kazıdığın yerden,
Arsız sarmaşık gibi boy vermesi.
Bizi bu arsızlıklar yordu.
Sevgisizlik, hadsizlik, değersizlik
En mühim olan kısmı ise;
Hiç edilmişlik.

Sen zannedersin ki serilmiş önüne;
Çok geçmez, beklemediğin anda
Emeğini verirler eline.

Devamını oku

Popüler '30

Sizin için Öneriyoruz!

Eğitim videoları ve uzman cevaplarıyla

 

Kadraj Akademi youtube’da!


Abone Ol!