fbpx
Sosyal Hesaplarımız

Köşe Kadraj

Çocuk Katiller!

başarılı bir öğrenim hayatı ve belki kariyer, ancak daha sonra detaylı planlanmış saldırılar veya katliamlarla sonuç bulabiliyor… İşte Çocuk Katiller!

Tarih:

on

Sosyopatlık veya psikopatlık olarak tanılandırılan bu psikolojik sorun, suçlularda yüksek oranlarda görülüyor. Çocuklukta aşırı soğukkanlılık, hayvanlara zarar verme ve bundan zevk duyma, yaşıtlarla geçinememe ve anne babayı kendi çıkarları için kullanma gibi semptomlarla saptanıyor. Bu çocukların bazılarının küçüklükten itibaren sabıka kaydı bulunuyor. Ancak bu psikolojik sorun yüksek zekâ ile birleşince genelde yetişkinliğe kadar sürdürülen başarılı bir öğrenim hayatı ve belki kariyer, ancak daha sonra detaylı planlanmış saldırılar veya katliamlarla sonuç bulabiliyor… İşte Çocuk Katiller!

***

GRAHAM YOUNG:  Kimya dehası; zekâsıyla herkesin dikkatini çeken,   Hitler’e ve William Palmer’a hayran, bilime ve deneylere her şeyden daha çok önem veren,  resim derslerinde sürekli ölü insanların resimlerini çizen çocuk. Zehirlere çok meraklıydı. 14 yaşında tüm ailesini zehirledi. Uzun zaman akıl hastanesinde tedavi gören  Graham Young orada da 2 kişiyi zehirleyerek öldürdü.  23 yaşında serbest kalan Graham meslek olarak kendisine laborantlığı seçti. Yaklaşık 70 iş arkadaşını zehirledi, iki kişinin ölmesine sebebiyet verdi. 4 kere ölüm cezasına çarptırılan Graham 42 yaşında hapishanede öldü.

MARY BELL: Üstün zekâlı ve manipülatif olarak betimlenen Mary 11 yaşında iki cinayet işledi. Terk edilmiş bir binada 4 yaşındaki çocuğu boğan Mary bu olaydan 9 hafta sonra ikinci cinayetini işlemiştir. 3 Yaşında bir çocuğu öldürüp boş bir arazide beton bloklarının arasına bırakmıştır. Bir kadın polise verdiği ifadede insanların canını acıtmayı sevdiğini, onlara iğne saplamak için hemşire olmak istediğini söylemiştir. Yargılandığı dönemde ”Ben yargıç olsaydım bu suçu işleyen de 11 yaşında olsaydı ona 18 ay ceza verirdim. Öldürmek kötü bir şey değil, nasıl olsa hepimiz öleceğiz” dedi. Mary 23 yaşında serbest kaldı. 1984 yılında bir kızı oldu ve onu yanında tutabilmek için yetkililerle mücadele etti. Günümüzde Mary İngiliz mahkemesinin aldığı kararla gizli kimlikle yaşıyor.

BARRY  DALE LOUKAİTİS: 1996 Yılında Amerika da kovboy kılığına girerek okula gelip matematik sınıfına kurşun yağdıran Barry, 2 sınıf arkadaşının ve matematik öğretmeninin ölümüne sebep oldu. Bu trajedi beden eğitimi öğretmeninin genç katilin elindeki silahı boğuşarak almasıyla sona eriyor. Bu olay Amerika’da yaşanan okul katliamlarının başlangıcı sayılıyor. Sonuç ömür boyu hapis, 205 sene…

JESSE POMEROY:  1859 yılında ABD’nin Charlestown Massachusetts eyaletinde doğdu. 2 erkek kardeşin küçüğüydü. Bir gözü abisi tarafından yaralanmış ve iris kısmı zarar görmüştü.  Gerçekleştireceği suçlardan sağ olarak kurtulan çocukların onu tanımlamasında belirleyici olan bu kusuru olacaktı. 1872 yılında fiziksel şiddete maruz kalmış olan çocukların gözündeki kusuru hatırlamaları ve kendisini teşhis etmeleriyle bu eylemlerden suçlu bulundu. Suçlarından dolayı ıslahevine yollandı. Islahevindeki örnek davranışları, sakin yapısı nedeniyle burada iki sene civarı kalıp dışarı salındı. Dışarı çıktığında 15 yaşındaydı. Boston’daki ailesinin yanına gitti. Dükkân açan annesine abisiyle birlikte yardım ediyordu. Jesse’nin işleyeceği ilk cinayete kurban gitmiş olan dokuz yaşındaki Katie Curran’ın kaybolduğu yolunda haberler Boston’da dolaşıyordu. Katie’den uzun bir süre haber alınamadı. Başına ne geldiği konusunda bilinen bir şey yoktu. Aramalar sonuçsuz kaldı. Daha sonra Boston sahilinde Horace Millen adlı dört yaşında bir çocuğun cesedi bulundu. Boynu kesilmiş ve ağır bir şekilde işkenceye maruz kalmıştı. Jesse tanışmış olduğu bu küçük çocuğu insanlardan uzak bir yere götürüp daha önce Katie Curran’ı da öldürdüğü bıçakla boğazını keserek öldürdü. Küçük çocuğun vücuduna 18 bıçak darbesi indirdi. Çocuğun ölü bedenini bırakarak bir şey olmamış gibi evine gitti. Polisler sonunda Jesse’yi yakaladılar. Bıçağın evde bulunması ve ayak izlerinin uyuşmasıyla Jesse tutuklandı. Yaptığını itiraf ederken “Lütfen beni bir yere koyun ve böyle şeyler yapmamı engelleyin” diye ağladı. 71 yaşında öldü. Hapishane yıllarında bol bol kitap okuyup bir de otobiyografi yazdığı biliniyor.

JON VENABLES VE  ROBERT THOMPSON: 1993’te İngiltere’nin Liverpool kentinde 3 yaşındaki James Bulger’i kaçırıp döverek öldüren Jon Vanebles ve Robert Thompson adlı çocuk katiller, 8 yıl ıslahevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Yıllar sonra “özel şartla” salıverilen  Jon ile Robert, estetik ameliyat yapılarak, ayrı ülkelerde, ayrı kimliklerle yeni bir hayata başlıyor. Geçmişleri ise “hayati tehlikede” oldukları için İngiltere tarihinden siliniyor. Aileleri ile birlikte her türlü bilgileri sıfırlanıp yeni bilgilerle bilinmeyen bir ülkede yaşayacak ve asla birbirlerini görmeyecekler.

WILLIAM YORK: İngiltere’de  1748 yılında 10 yaşındayken asık suratlı olduğu için 5 yaşındaki Susan Mayhew’i öldüren çocuk. 10 yaşındaki çocuğu idam cezası almasına rağmen idam etmeye cesaret edemeyen yönetim, çocuğu affederek donanmaya kaydettirdi. O yıllarda ne yapılacağı bilinmeyen suçlulardan kurtulmanın en popüler yolu Askere yazdırma ve Avusturalya’ya göndermekti.

ERIC SMITH: 22 Ocak 1980 Amerika doğumlu Eric Smith 4 yaşındaki Derrick Robie’yi kaçırdığında 13 yaşındaydı. Zavallı çocuğa işkence yapıp öldüren Smith ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.  Smith’i bu kadar korkunçlaştıranın kızıl saçları ve kocaman gözlükleri yüzünden sürekli aşağılanması olduğu söyleniyor. Psikologlar nadiren bazı insanlarda görülen tehlikeli bir durum saptadı. Kendisi aşırı öfke anlarında yaptıklarını kontrol edemiyor ve bambaşka bir kişiliğe bürünüyordu. 2 yılda bir şartlı tahliye istenmesine rağmen hiç biri kabul edilmedi.

LIONEL TATE: Annesinin bakıcılık yaptığı Tiffany adlı küçük bir kızı öldürdü. Sadece güreştiklerini söyledi. Cinayeti işlediğinde 13 yaşındaydı. 18 yaşına kadar tutuklu kaldı ve daha sonra kendisine ömür boyu hapis cezası verildi. Akıllı bir  çocuk olarak tanımlanan  Lionel’in şiddetle ilgili  problem gösterdiği ilk şey bu cinayet değildi. Bundan önce, 15 kez okuldan uzaklaştırılmıştı. Ayrıca çalmak, yalan söylemek ve dövüşmek gibi davranışsal sorunlar sergiliyordu. Lionel şartlı tahliye isteminde bulunup 2004 yılında ev hapsiyle salınınca tekrar içeri girmesi uzun sürmedi. Pizzacı soygununa karıştığı tespit edilen Lionel halen cezaevindedir.

JASMINE RICHARDSON: Toplumu şok eden olaylardan biri de çocukların  kendi ebeveynlerini öldürdükleri zamandır. Kanada’da çok sayıda cinayet işlemesiyle  suçlanan 12 yaşındaki Jasmine Richardson. O ve o zamanlar 23 yaşındaki erkek arkadaşı Jeremy Steinke, yalnızca anne ve babası Marc ve Debra’yı değil, aynı zamanda sekiz yaşındaki kardeşi Jacob’ı soğukkanlılıkla öldürdüler. Ailesi Steinke ile görüşmesini engelleyince, Jasmine onlardan kurtulmak için bir plan hazırladı. Steinke’ye bir e-mail yazdı, “Benim bir planım var. Benimle onları öldür birlikte yaşayalım.” Steinke cinayetleri uygulamayı kabul etti ve ayrıntılara çalıştı. Cinayetten bir önceki gece en sevdikleri film olan Natural Born Killers’ı izlediler; bu film, kızın ailesinden başlayarak cinayet çılgınlığına giden bir çift sevgili hakkında. Film ile Jasmine ve  Steinke’nin işledikleri cinayetler arasındaki benzerlik sinir bozucu. Bir maske giyip bıçak taşıyan Steinke, ilk önce Debra’yı birkaç kez bıçaklamış. Marc karısına yardım etmeye geldiğinde oda bıçak darbelerine maruz kalmış.  Jasmine daha sonra kardeşi Jacob’ı defalarca bıçaklamış ve boğazını kesmiş. Jasmine ve sevgilisi bu ölümleri gerçekleştirdikten sonra olay yerini terk etmişler. Polis başlangıçta katilin Jasmine’i kaçırdığından şüphelenerek onu çılgınca aramaya başlamış. Ancak olayın böyle olmadığı iki sevgilinin bulunmasından sonra orta çıkmış. Soruşturma sonucunda suçu planlayanın Jasmine olduğu ve Steinke’nin bunu gerçekleştirmesi için ikna edildiği ortaya çıkar. Haziran 2007’de, 14 yaşındayken Jasmine birinci derece cinayetten dolayı suçlu bulundu ve Kanada’da 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Jasmine dört yıl süreyle bir psikiyatri hastanesine bağlıydı ve koşullu topluluk denetimi altında dört buçuk yıl daha geçirdi. Cezasının son yıllarında Alberta’nın Calgary şehrinde bulunan Mount Royal Üniversitesi’ne katılmasına izin verildi.

ALYSSA BUSTAMANTE: 15 Yaşındaki Alyssa psikolojik tedaviler görmüş, bir kaç kez intihara kalkışmış bir çocuktur. 9 yaşındaki komşularının kızı Elizabeth Olten’i yalnızken yakaladı, onu dövdü, boğdu, sonunda bıçakladı ve boğazını kesti. Daha sonra cesedini bir hafta önce yakındaki ağaçlık bir alanda kazdığı mezarlardan birine gömdü. Polisin tüm aramalarına rağmen 9 yaşındaki kızın cesedi bulunamadı. Daha sonra polise gelen bir mektup sayesinde  Alyssa’nın bu suçu işlediği ihbarı onu yakalattı.  Alyssa ifadesinde ağaçlık bölgede 2 mezar kazdığını 2 küçük kardeşini öldürmeyi planladığını, onları öldüremeyince komşularının kızı Elizabeth Olten’i öldürdüğünü itiraf etti. Tutuklanan Alyssa şartlı tahliye verilerek ömür boyu hapse mahkûm edildi.

ANDREW GOLDEN VE  MITCHELL JOHNSON: Okulda arkadaşlarının kendisiyle dalga geçmesinden bunalan Mitchell arkadaşlarını korkutmak için kuzeni Andrew’den yardım istedi. Ailesel problemleri olan bu 2 kuzen ailelerinin tüfeklerini aldı, Mitchell de babasının minivanını çaldı ve yola koyuldular. 1998’in karanlığa dönecek bir gününde 2’li, silahlarıyla Arkansas’da ki okula gittiler ve yangın alarmını çalıştırdılar. Sınıftan koşuşarak çıkan kişilere ateş açan 2’li Mitchell’in 4 sınıf arkadaşını ve bir de öğretmeni öldürdüler. Küçük yaşta oldukları için 21 yaşında serbest bırakılan çocuk katillerden Andrew iş bulmakta zorlandı. Mitchell ise tekrardan cezaevine girdi, halen hapiste…

CHRISTIAN  FERNANDEZ: ABD’nin Miami kentinde 3 Haziran 2011’de ihbar üzerine bir eve giren polisler 2 yaşındaki bir bebeği kafatası kırılmış, yerde yatarken buldu. David isimli çocuk hemen hastaneye kaldırılsa da kurtarılamadı. Çocuğun kafasını odadaki kitaplığa vuran ise 13 yaşındaki ağabeyi Cristian Fernandez’di. Fernandez ve 25 yaşındaki annesi Biannela Susana gözaltına alındı. Fernandez’in dosyasını açan polis, korkunç bir hayat hikâyesiyle karşılaştı. Fernandez, 1999’da doğduğunda annesi henüz 12 yaşındaydı ve bir tecavüz sonucu hamile kalmıştı. Babasına 10 yıl hapis cezası verilirken, Fernandez de anneannesine emanet edilmişti. Aynı davada Fernandez’in annesi Biannela Susana (25) da yargılanıyor. Olay günü çocuklarını evde yalnız bırakan Susana’nın eve döndüğünde David’i yaralı görmesine rağmen ambulans çağırmak yerine 4 saat internette dolaştığı tespit edildi. İnternette ilk yardım bilgisi aradığını savunan Susana, “ihmalle ölüme neden olmak”la suçlandı.

AMARJEET  SADA: 2007 yılında Hindistan’da 8 yaşındaki Amarjeet Sada 1 yaşından küçük 3 oyun arkadaşını ölürdü. Bu kişilerin içerisinde kız kardeşi ve kuzeni de vardı. Üçünü de  tahtayla döverek öldüren Amarjeet ailesi tarafından ceza almaması adına bir süre gizlendi. Daha sonra bu iğrenç cinayetlerin ardında Amerjet’in olduğu öğrenilince mahkeme tarafından tutuklandı. Hindistan yasaları gereğince 18 yaşında serbest  bırakılacak.

GEORGE STINNEY: ABD’de 1944 yılında 14 yaşında idam edilen George Junius Stinney siyahiydi. 7 ve 11 yaşındaki 2 küçük kız çocuğunu öldürmekle suçlanıp yeterli savunma yapmasına izin verilmeden, 1944 yılında öldürme olayından 3 ay sonra apar topar elektrikli sandalyeyle idam edildi. Ailesi, idamdan 70 yıl sonra yeniden adil bir yargılama yapılması için mahkemeye başvurdu. 1944 Yılındaki trajik katliamdan 3 ay sonra görülen ve 3 saat süren mahkemede, polis, hiç bir delil ve şahit olmadan, Stinney’in suçunu itiraf ettiğini ifade etmiş, beyaz Amerikalılardan oluşan jüri de 10 dakika içinde verdiği kararla, Stinney’i, Betty Binnicker ve Mary Emma Thames adlı çocukları öldürmekten suçlu bulmuştu.

Reklam Alanı Kızılay Web Banner 468X060
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Gezi Kadraj

İstanbul’un Anıt Ağaçları

“Eski İstanbullular” gibi zihnimizde ve imgelemimizde saygıdeğer, kültürlü, görmüş geçirmiş ihtiyarlar şeklinde beliren sözcükleri bu şehrin anıt ağaçlarıyla birleştirmek sanki doğru oldu.

Tarih:

on

Artık büyük ölçüde yitirilen İstanbul kültürünün ve coğrafi zenginliğin henüz var olduğu zamanlardan günümüze ulaşan nebati devlerin hikayesini Volkan Yalazay yazdı.

Yeşil Gazete’de yer alan İstanbul’un anıt ağaçları konulu söyleşide Volkan Yalazay:

“Eski İstanbullu Ağaçlar” Kitabın ismi böyle. Her ne kadar literatüre “Anıt Ağaç” olarak giren ağaçları anlatıyorsam da İstanbul söz konusu olduğunda işin içine “Eski İstanbullular” gibi zihnimizde ve imgelemimizde saygıdeğer, kültürlü, görmüş geçirmiş ihtiyarlar şeklinde beliren sözcükleri bu şehrin anıt ağaçlarıyla birleştirmek sanki doğru oldu. Onlar, yani İstanbul’un anıt ağaçları artık büyük ölçüde yitirdiğimiz bir İstanbul kültürünün ve coğrafi zenginliğinin henüz var olduğu zamanlardan günümüze ulaşan nebati devler.

Detayına değindi.

Söyleşinin tamamı burada

Devamını oku

Yaşam Kadraj

Terkediş

Geceye kenetlenen bir düşüncem karanlığımda kayboluyor. “Eski anılarım” adlı acılarıma kulak veren bu çöküntünün; artık tutunacak dirayeti kalmadı…Terkediş

Tarih:

on

Terkediş

Soğumaya yüz tutmuş dünyama bir yolculuk ettim. Sensiz, eksik, yarım bir ada var; ucu bucağı sonsuz olarak etiketlediğim diyarın sise bulanmış eteğinde. O ada; sen ve benim, bizim, bir bütün olarak kurduğumuz, inşa ettiğimiz hayalleri sakladı. Dizaynı sana ait, inşası bana ait nice katlı evler, nice saçlı evler. Balkonundan seyre daldığımız çocuklarımızı gömdüm, her gün çaba sarf ettiğin bahçemize. Yaşlarını takip eden bir nehir hayalin vardı. İçini temizleyen bir berraklığa sahipti.

Hayal değil, resmettiğimiz; soluksuz yazdığım bir kitap sayfası gibiydi. Seni adanın bir ucundan diğer ucuna sürükleyen paragraf gibi bir hayaldi. Bir ev inşa edilecekti. Bir şehre dönüştü. Sonra da ülkeye. Sonunda dünyaya. Ve sen çekip gittin. Sahip olması en doğal hakkı olan kişi, bu hayalin başyapıtı resmedilemezdin. Hiç bir dilde, bir kelime dahi karşılığı olmayan sen; değiştin. Nedeni bilinmeyen bir değişim.

Hastalık gibi değildi bu… Yada mevsim gibi değildi. Yani geçici olmaktan çok uzak bir farklılıktı bu. İsim vermekte zorlanıyorum buna lakin isimlendirmek ne denli kolaydır? Göç gibi bir şeydi sanki; uzaklara seyahat eden bulut hayal et. Gözden kaybolup yok olan bir seyahat misali. Ne sen bir buluttun ne de seni sürükleyen bir rüzgar vardı, bu hayalde.

***

Elvedalara kulak asmayan bir yolcuydun sen.
Arkana dahi bakmadan çekip giden.
"Belki" diye diyorum... Bir duraksama ile dönsen
ardına belki gidemezdin.
"Tutuklu kalırdın" diye resmettim o anı.

***

Hayalden başka bir şey değil

“Diye”ler ile doldurulmuş bir metin asla gerçekliğe kavuşmayacak. Ve senin o anda duraksaman bile, belirsizlikte kurulmuş, muhtemel hayalden başka bir şey değil.

Bulanan zihnim kabiliyetini yitirdi. Paslanan hayallerim, ot saran karakterim, yosun bağlamış kelimelerimi hapsettim tüm diyarı dönüştürdüğüm zindana.

Senin gittiğin o karanlık vakit, kurduğum acı hatırama ulaştı.

Geceye kenetlenen bir düşüncem karanlığımda kayboluyor. “Eski anılarım” adlı acılarıma kulak veren bu çöküntünün; artık tutunacak dirayeti kalmadı, belleğimde tükettiğim umut zerrelerine. Arafa atılmak istiyor sözcüklerim, senli hayallere kavuşmak adına. Sonsuz ufuklarına açılmak, engin derinliğe sahip gözlerinde hapsolmak istiyorum. Sabahların kokusu olmak, gecelerin nefesi olmak istiyorum teninde. Dilime kazımak istiyorum seni. Aydınlığın, karanlık rotasında esaret olmak istemiyorum.

Ne fayda ki; bunlar, giden senin ardından duyulamayan bir kaç haykırıştan ibaret.

Devamını oku

Köşe Kadraj

Trajedi

Hüznün isimsizliği trajedisi. Günümüzün ağır vebası… İnsanlığın sürekli hüzün içinde, İsim koyamaz ruh halini. Hayatında ideoloji benimsemesi.

Tarih:

on

Yazan:

Trajedi
Yangı

Hüznün isimsizliği trajedisi.
Günümüzün ağır vebası...

İnsanlığın sürekli hüzün içinde,
İsim koyamaz ruh halini
Hayatında ideoloji benimsemesi.
Ufak sanılan küçücük yaranın,
Ur şeklinde vücuda yerleşmesi.
Kestiğin, kazıdığın yerden,
Arsız sarmaşık gibi boy vermesi.
Bizi bu arsızlıklar yordu.
Sevgisizlik, hadsizlik, değersizlik
En mühim olan kısmı ise;
Hiç edilmişlik.

Sen zannedersin ki serilmiş önüne;
Çok geçmez, beklemediğin anda
Emeğini verirler eline.

Devamını oku

Popüler '30

Sizin için Öneriyoruz!

Eğitim videoları ve uzman cevaplarıyla

 

Kadraj Akademi youtube’da!


Abone Ol!