fbpx
Sosyal Hesaplarımız

Tasavvuf Kadraj

Kadir Gecesi Fevkalade Önemlidir!

Hz. Fatıma Kur’an’daki kelimelerin özelliğini yakalardı. Mesela Kadir Gecesi için emredilen “Bin aydan daha hayırlıdır” sözü üzerine şifreyi kapmıştı.

Tarih:

on

Kadir Gecesi Fevkalade Önemlidir!

Bu gecede fiziğin yenemediği hadiselerin, fiziği verme şartları var. İşte bu bakımdan Kadir Gecesi’ni çok değişik bir motif içeresinde var saymak gerekir. Sanki bir anda koşulları değişmiş evrenin, hatta “koşulları değişmiş” yeni bir pencereden, yeni bir gece açılmış; takvimdeki o gece duruyor ama perdeleri açılmış, yeni bir dekor meydana gelmiş, yeni bir ihtişam, yeni bir süsleme meydana gelmiş… Onun için Kadir Gecesi fevkalade önemli bir gecedir.

Şüphesiz ki; Kadir Gecesi’nin hususiyeti, aslında Yüce Kitabımızın inzali ve bu inzalin bir tarz seneyi devriyesi…

Cenab-ı Hakk, Kur’an’ın inzalinden o kadar razı olmuş, o kadar mutlu olmuş ki; bunu, bütün müminlere, hatta bütün insanlara, hatta bütün âlemlere bir bayram günü olarak seçmiş, değişik bir manevi gün, manevi bayram…

Manevi bayram

Şimdi biz manadaki hadiselerle, maddedeki hadiseleri ancak birbirine benzetebiliriz. Birbirinin aynı olmaz! Yani bayramda insan biraz daha iyi giyinir, çocuğuna bir hediye alır… Biraz daha neşelenir, üzüntülerini unutur, küsler barışır. Manevi bayram çok değişik bir şeydir çünkü mana âleminin de namütenahi boyutları vardır.

Mana âlemi dediğimiz âlem, üç dört tane boyutun dünyaya nazaran değişik bir halinden ibaret değildir. Sonsuz boyutlar vardır, o boyutlardan birbirlerine intikaller, geçişler, seyirler vardır. Onun için mananın bayramı bambaşka bir şeydir.

Allah, boyutların değişimini anlatıyor

Bu söylediklerimiz nihayet Yüce Kitabımızın Kadir Gecesi’ne verdiği önemden ve Sure-i Kadir’in ayetlerinin bir tarz çok basit ölçüde yorumundan ibaret söylediğimiz şeyler. Aslında Allah, Kadir Gecesi’ni tanımlarken en büyük özellik olarak boyutların değişimini anlatıyor, bu çok büyük bir hadisedir. Ruhlar ve melekler sabaha kadar görüntü planına gelir. Dünyamızın bu mekânına gelir tarzındaki ayet-i kerimenin ifadesi bize Kadir Gecesi’nin bir başka boyutta yaşandığını gösterir. Çünkü Kadir Gecesi’nin en büyük hususiyeti, Kuran’ın inzalini temsil etmesidir. Bu bakımdan Kadir Gecesi’nin sırrı içeresinde Kuran’ın sonsuz hikmetlerine erecek demektir insanoğlu.

Kadir gecesinin sırrı Fâtımadır!

Efendimizin emridir bu. Bu sırra eremeyenler Hz. Fatıma’nın secdesini göremez, eşyanın Allah dediğini göremez, Cebrail’le selamlaşamaz. Çünkü Hadis-i Şerif var: “Bütün mü’minler bu gece Cebrail’le selamlaşamaz! Bütün melekler ‘Ey mü’minler! Müjdeler olsun bu gecenin sonsuzluğunu yaşadığınız için’ diyecek”.

“Ancak Hz. Fâtıma kanalından geçen bir cereyana” kapılmakla bu güzellikleri yaşamak mümkün olur ki; işte o cereyanın sırrından uzak kalmak demek, karanlığın renginin yok olması gibi yok olmaya bedeldir.

Fâtıma’ya Söyledim

Hz. Fâtıma annemiz bu mübarek günde Hz. Ali Efendimize kadir gecesinin hikmetinin müjdesini verdiği için bunu da bu günde mutlak dile getirmemiz lazım. Çünkü bu müjde Hz. Ali’yi tasavvur edilemeyecek kadar mutluluk hudutlarına götürmüştür. Hz. Ali, Hz. Fatıma’ya “Rasulullahtan sonra senin de yokluğuna nasıl tahammül ederim” derken, bu müjde dolayısıyla tahammül etti.

Büyük bir endişesi vardı

Hz. Ali çok büyük bir savaşçı! Çok kuvvetli ve cesur olduğu için büyük bir endişesi vardı. Bir gün Efendimize “Ya Rasulullah! Ben nasıl şehit olacağım? Hangi kâfire nazar etsem elinden kılıcı düşüyor!” diye büyük bir üzüntü ve intizarla sorduğunda, Efendimiz “Fatıma’ya söyledim. Senin nasıl şehit olacağın kadir süresinde gizlidir” diye cevap verdi. Bunu, Efendimiz Fatıma annemize söylemiştir ama Sûre-i Kadiri beşyüz defa okusanız Hz. Ali’nin nerede şehit olacağını yazmıyor.

Bin Aydan Hayırlı Şifresi

Ama Hz. Fâtıma Kur’an’ın enfüsi manasını yorumlarken bir metodla açıklıyor (Hz. Ali’nin “NECH-ÜL BELÂG” adlı büyük yorum kitabında vardır).

Hz. Fatıma Kur’an’daki kelimelerin özelliğini yakalardı. Mesela Kadir gecesi için emredilen Bin aydan daha hayırlıdır sözü üzerine şifreyi kapmıştı. “Bin aydan hayırlıdır” Allah tarafından, Kadir Gecesi için normal bir benzetme olmasaydı “Bin aydan efdaldir” diye gelirdi;

“Bin aydan efdaldir” demiyor da; “Bin aydan güçlüdür” demiyor da, “Bin aydan hayırlıdır” diyor. “Efdal” yerine “Hayırlıdır” diyor. “Yıl” yerine de “Ay” diyor.

Fatıma Annemiz bu yorumla Hz. Ali Efendimize “Ya Ali! Müjdeler olsun! Sen Kadir Gecesi şehit olacaksın ondan sonra Emeviler gelecek, ‘bin ay’ kalacak” (yani seksen üç sene dört ay) demiştir.

Gerçekten Emeviler 83 sene 4 ay kalmış ve ondan sonra defolup gitmişlerdir. Kemikleri de Ebu Müslim Horasani tarafından yakılmıştır. Fatıma annemizin ayetleri yorumlamasındaki hikmetlerden biri de budur.

Kadir Gecesi çok ince bir hikmettir

Kuran’ın büyüklüğünü anlamanın bir hikmeti de Kadir Gecesi’ni iyi idrak etmektir. Kadir Gecesi nitekim çok ince bir hikmettir.

İnşallah! Hz. Fatıma’nın sevgisi gönüllere dolsun, ben bu vesileyle dinleyicilerimden bir şey rica edeceğim. Kadir Gecesi Hz. Fatıma annemize bilebildikleri kadar özel bir Kur’an duası okuyarak içerisinde Sure-i Kadir’inde bulunduğu bir Kur’an duası okuyarak gönüllerinin açılmakta zorlanan kapısını açtırsınlar. Hz. Fatıma annemize sığınmadan, Kadir sabahı secde eden ağaçları seyretmek, meleklerle tanışmak mümkün değildir.


Kaynak Bilgisi

Bu yazı Dr. Haluk Nurbaki’ye ait olup, kitaplarından derlenerek hazırlanmış olup video dosyası farklı bir içeriktir. Medya kaynaklarını yayınlandığımız youtube kanalına abone olarak hocamızın sohbetlerini takip edebilirsiniz.

  1. Haluk Nurbaki, Nurdan Anneler,
  2. Haluk Nurbaki, Nur Dolu Geceler,
  3. Haluk Nurbaki, Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramı sohbeti

Reklam Alanı Kızılay Web Banner 468X060
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

# Editör Seçimi

“Devlet-i Ebed Müddet” Bekâ sorunumuz yoktur, hamdolsun!

Bekâ sorunu lafazanlığı yanında AKP’ye kaybettiren, şahsiyetsizliğin kafasıdır! Kafasızlık mı deseydik? Devlet-i ebed müddet unutulmasın! Recep Tayyip Erdoğan…

Tarih:

on

“Devlet-i Ebed Müddet” Bekâ sorunumuz yoktur, hamdolsun!

Bekâ sorunu lafazanlığı yanında, AKP’ye kaybettiren “31 Mart’ta benim adayım… Benim için 81 ilde… 922 ilçede… 386 beldede… Belediye başkan adayı… RECEP TAYYİP ERDOĞAN’dır” sosyal medya spotundaki şahsiyetsizliğin kafasıdır! Kafasızlık mı deseydik? Devlet-i ebed müddet unutulmasın!


Şimdi bu spota ithafen şunu mu söyleyeceğiz: “Bu seçimin kaybedeni ‘sadece’ Recep Tayyip Erdoğan’dır!”


Size yazıklar olsun!

Bakın, Erdoğan’nın SIRTINA NASIL ÇIKIYORLAR… Sonra da NASIL PİŞKİNCE SORUMLULUK ALMAMIŞ OLUYORLAR, görüyorsunuz.

“Anlatmaya gerek yok” diyorum bazen de…

Peki, neden?

Ama benim de bugüne kadar, anlamaya çalıştığım konu: Peki, Erdoğan bu patırtıya NEDEN MÜSAADE EDİYOR?

Tek adamlık

Evet! Bu sebeple, ders alması gereken sadece Erdoğan’dır! Çünkü bu şahsiyetsizliğe ve sürdürülmesine müsaade etmektedir!

“Tek adamlık” eleştirisinin nereden çıktığını anlayabiliyorsunuz sanırım.

Bu spot bana gayet net izah etmektedir.

Sonra ne mi oluyor?

Böyle bir “tek adamın” girdiği seçimde ellerini ovuşturan, kim olduğu belirsiz “binlerce adam” olduğunu düşünüyor insan.

Sen oy verir misin?

Göbeğini kaşımakla itham edilse de edilmese de bir yere kadar dedi millet! O yer 31 Mart’mış! Ayaklanma gibi… Şahısların “garantisi” gibi görülmekten, “rantçılıktan” usanmış gibi!

Artık anlayana.

Şimdi ne oldu? Şöyle: Erdoğan, en fazla oyu alarak yine kazandı. Ama Ak parti kaybetti… Kesin. Net!

Evet! Erdoğan’da aynen bu şekilde açıklamasına yön verdi! Vermesi gerekti…

Erdoğan olmasa AKP birden mi çöker, yoksa yavaş yavaş mı?” sorumun cevabı da gelmiş oldu.

Anında yok olur!

Şimdi: Bekâ sorunu mu?

Millet Ak Parti’yi silecek, bu belli.

Ama… Selçuklu’ya varıp… Ertuğrul Gazi’yle gazalara çıkıp… Mehter marşlarıyla Osmanlı’yla… Oradan “Ya Allah Bismillah” cihan fethetmeye… Çanakkale’ye… İstiklal muharebesine…

Bunlar bizim damarımızdaki “ne olduğunu gayet iyi bildiğimiz” gücümüzken…

Ver gazı denilecek, propaganda malzemesi değil! Bu anlaşılmış oldu.

Galiba Erol Olçok bu işi iyi biliyordu, Sayın Erdoğan… “Adımda Ali var!” diyerek olacak işler değil yani. “Ali” yürekte olacak… Ahlakta olacak, imanda olacak!

Devlet-i Ebed Müddet

Önümüzdeki 4,5 yılda kimlerle çalıştığınıza dikkat etmenizi, kendimce önemle tavsiye ederim.

Unutulmamalı ki; “Devlet-i Ebed Müddet” bâkidir. Yani, bekâ sorunumuz hiçbir zaman olmamıştır!

Türkistan’dan Türkiye’ye… Anadolu mucizesinin mimarı “Bekâ Billah” teşkilatı sağ olsun! Var olsun!

Devamını oku

Tasavvuf Kadraj

Gönlün, kader rolü?

Şüphesiz ki “hiçbir kayda” tabii değildir. Yani, bir insanın isteğine göre veyahut da bir başka fizik gücün zorunlu manyetik etkisine göre kader lerini değiştirmez.

Tarih:

on

Yazan:

Gönlün, kader rolü?
Onk. Dr. Haluk Nurbaki / Kader konusundaki sohbeti

Şimdi Cenab-ı Hakk takdirini verirken ister evrenlere, ister toplumlara, milletlere, isterse fertlere… Şüphesiz ki “hiçbir kayda” tabii değildir. Yani, bir insanın isteğine göre veyahut da bir başka fizik gücün zorunlu manyetik etkisine göre kader lerini değiştirmez.

Cenab-ı Hakk ne emrederse o olur.

Cenab-ı Hakk’ın “bir anlamda” gönlünden ne geçerse, ani süratle bu aynen mekanik bir kompüterden geçer gibi… Aynen “kader haline” gelir. Onun için Cenab-ı Hakk’ın kader inde (herhangi bir rol anlamak açısından söylemiyorum bu söylediklerimi çünkü hassas bir konudur ama) gönlün etkisi vardır.

İlahi kaderde… Yine “Gönlün etkisi vardır” deyince “Mademki kader yalnız murad-ı ilahidir, nasıl olur da gönül murad-ı ilahiyi etkiler?” gibi bir yanlış kanıya düşebilir insan. Aslında bu etkileşim yine ilahi santralin sırrındadır. Yani gönlün kader e sunacağı bir buket, bir çiçek yine kaderin içerisindeki ilahi muradın bir sırrıdır. Gönül bir şey sunduğu zaman; gönül ayrı, ilahi murad ayrı diye düşünmemek lazımdır. Bundan dolayı gönle, ilâhi murada sıcak, sevimli gelecek rüzgârlar estirmemiz bize ait bir keyfiyettir.

İşte biz, o sıcak rüzgârları estirebilirsek, gönlün içerisine gelen her türlü duygu bir nevi kaderleşmiş olur.

Nasıl kaderleşmiş olur? İlahi kompütere yine ilahi cereyanla olmuş olur. Yoksa bir insan ilâhi kompütere, ilahi murada müdahale etmek şöyle dursun, bir selam dahi gönderemez ama gönüldeki esintiler, gönüldeki düşünce ve duygular ilahi murada ılık bir sıcak pencereden bakarsa, o zaman bir nevi İlahi Murad, o gönüldeki beşeri serpintileri derhal kader haline getirir.

Ayet-i kerime… Kader?

Bunu bildiren ayet-i kerime aynen şöyle söylemektedir:

“Kim ki itâ eder, ittika ederse; kim ki Allah güzelliklerini doğrularsa, sezerse, anlarsa biz ona güzel bir kaderi müyesser kılarız. Kolay ve hoş olan bir şeyi müyesser kılarız.”

Kim ki, tersine… İşte, “İstina eder; Cenab-ı Hakka karşı Allah neymiş, kul neymiş kabilinden durur ve ilâhi güzellikleri görmezlikten gelirse O’na da çetin bir kaderi müyesser kılarız” buyuruyor, Allah âyet-i kerimede.


Bu yazı, sayfaya gömülü olarak yer alan DR. HALUK NURBAKİ videosunun transkripsiyon metnine ait bir redaksiyon çalışmasıdır. Kalemzen ekibi tarafından hazırlanarak, paylaşılan videoların tamamına “Dr. Haluk Nurbaki” youtube kanalında erişebilir; Abone olarak ve çalışmalarımızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.

Devamını oku

Toplum Kadraj

Kadın izin almak zorunda mı?

Kesinkes hiç kimsenin tartışmaya pencere bulamayacağı şekilde… kadın izin… “Kadınla erkek eşittir” demiş. Hatta “Kadının söylediğine itibar edin” diyor, ayeti kerime!

Tarih:

on

Yazan:

Kadın izin almak zorunda mı?
Dr. Haluk Nurbaki

3. maddemiz sizi ilgilendiriyor, çok önemli…Kadın – erkek eşitliğini getirmiş. Kesinkes hiç kimsenin tartışmaya pencere bulamayacağı şekilde, “Kadınla erkek eşittir” demiş. – Kadın izin almak zorunda değil!

Hatta o kadar eşittir demiş ki; Yüce Kitabımızda, zina bahsinde; erkeğin 3 defa yemin etmesi halinde, kadının da 3 defa yemin etmesi halinde ne yapacak hâkim? İkisi de… Birisi “oldu” diyor; birisi “olmadı”diyor? İkisi 3’er defa yemin ediyorlar. Hâkim nasıl karar verecek?

‘Kadının söylediğine itibar edin’ diyor, ayeti kerime!

Erkekle ters düşersen, ona [kadına] itibar edin diyor…Şimdi, İslam’a karşıt olmak, İslam’a düşman olmak hastalığını içinde taşıyanlar, İslamiyet’te verasetin, yani varis olma durumunun kadınlara daha az pay tanıdığını…Binaenaleyh, “Kadın – erkek eşitliğinin olmayacağını” söylemek isterler.

Ben, bir konferansımda anlatmıştım: kanuni hükümler sosyal hadiselerle paralel […?] Mesela; İngiltere’de kız evlatları şirket hisselerinden ve arazi paylarından miras alamazlar! Bunun sebebi, İngiltere’de miras açısından kadın – erkek farkı gözetildiği için değil; birçok devletler bunu etüt etmişler… Arazinin parçalanması, sermayenin ufalması büyük bir ekonomik mazerettir! İslamiyet’in de veraset açısından böyle bir farklılık göstermesi, tamamen arazi ufalmalarını ve sermaye parçalanmalarını engellemek içindir.



Rahat çalışmaları içindir.

Binaenaleyh, İslamiyet’in hukuk sisteminde olsun, ilim sisteminde olsun, eşitlik sisteminde olsun… Kadınla erkek arasında 1 mm’lik bir fark gözetmemiştir. Daha önemlisi, kadınlara getirdiği tesettür, kadınların rahatlığı içindir. Rahat çalışmaları içindir. Bir daire veyahut bir alışveriş merkezi, bir dükkan… Gerek kendisi alışveriş yaparken mümin mümine, gerekse dükkânın sahibi olarak; tesettürlü bulunması, onun farklı görünmesini engellemek içindir.

Et yığını gibi görmeyi engellemek…

Tesettür; onu dişi bir et yığını gibi görmeyi engellemek içindir. Tesettürün amacı rahat hareket etmeyi sağlamaktır! Çünkü Fahri Kainat Efendimiz çok açık bir biçimde kadınların ticaret yapabileceğini, uygulamada da çeşitli vazifelerde çalışabileceğini göstermiştir.

Kadın izin almak zorunda değil!

Ticaret yapmak için bir hanım, kocasından izin almak zorunda değildir, diyor Efendimizin hadisi.


Ben, bu hadisi anlatmak için bundan 20 sene evvel
TRT 1’de (o zaman yalnız TRT 1 vardı) bir program hazırladım. Tetkik heyeti… Kontrol heyeti benim konuşmamı reddetti
! Çünkü “Haluk Nurbaki konuşmasında İslam’daki kadın haklarının, medeni haklardan ileri olduğunu iddia ediyor…Bu konuşma şimdilik dursun, yayınlanmasın!” dedi.

Ama ben ne yapayım? Efendimiz diyor ki: “Bir kadın ticaret yapabilir…Ticaret yapabilmesi için kocasından izin alması gerekmez” diyor.


Bu yazı, sayfaya gömülü olarak yer alan DR. HALUK NURBAKİ videosunun transkripsiyon metnine ait bir redaksiyon çalışmasıdır. Kalemzen ekibi tarafından hazırlanarak, paylaşılan videoların tamamına “Dr. Haluk Nurbaki” youtube kanalında erişebilir; Abone olarak ve çalışmalarımızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.

Devamını oku

Popüler '30

Sizin için Öneriyoruz!

Eğitim videoları ve uzman cevaplarıyla

 

Kadraj Akademi youtube’da!


Abone Ol!