fbpx
Sosyal Hesaplarımız

Toplum Kadraj

Sünni Alevi misin? Peki, gizli dinci …

Mesela, bana göre Muaviye ve soyu gerek öncesiyle, gerek sonrasıyla emevi ekolüyle harekete geçmiş, şeytanın nefs düzlemindeki temsilcisidir; birçok Sünni kesime göre (Yezit dâhil) ne olursa olsun iman etmiş bir sahabedir. Bir yanda ameli hususlarda bana göre yanlış yorumlar söz konusudur; Alevi kesime göre bunları yanlış görmek Sünnilik alametidir!

Tarih:

on

Sünni Alevi misin? Peki, gizli dinci ...

Baştan belirteyim… Bunu bana soran kişi Tanrıtanımaz tanımlaması yapabileceğimiz bir Ateist ya da diyalektik neticesinde “anladığım kadarıyla” öyle. Ancak umurumda bile değil! Aslında ben “O musun, şu musun?” gibi soruları dahi anlamlandıramıyorken; “Alevi misin?” yahut “Sünni misin?” sorusunun dahi benim için anlaşılabilir bir yanı vardır… Ama “ Sünni Alevi misin? ” sorusunu hiçbir tarafıyla algılayamadım!

“Böyle bir kesim de mi var; ‘Sünni aleviler’ diyebileceğimiz?” düşüncesini kendimce zihnimde analiz bile edemeden dayanamadım ve “O ne demek… Sünni Alevi ne demek?” deyiverdim. Gerçekten cahilliğime verin. Bu hayatta enikonu zırtapozun tekiyim ama “Allah aşkına bu ne demek?” diye şöyle bir düşündüm… Ben, herhangi bir spor kulübünün dahi taraftarı değilim! Olmayacağım da inşallah! (“İnşallah” dedim ama?) Dahası yüzümde sakal da olan… Aha! Bir dakika; sakalın çemberi, dağınığı, kirlisi… Yahu “Sakal ile rahat hissediyorum” diyemeyeceğim galiba! Neyse… Sonrasında bu arkadaş arada ufak bir noktaya daha değiniverdi: “Sakallı kişi ‘her kim’ olursa olsun, kesinlikle ‘gizli’ dincidir!” Haydaa!..

Sünni Alevi misin? Peki, gizli dinci olabilir miyim

Milattan önce 340 yılında Atina’da doğan Epikurus! Bir sakallı…

Gizli dinci olabilirler mi?

Acaba Charles Darwin sakalıyla gizli dinci olabilir mi, bu teoriye göre? Hatta “dini” bir geçmişi dahi vardı değil mi… Haklı olabilir mi? Şöyle bir zihnimi zorluyorum… Destek olarak “en ünlü ateistler” araması yaptığımda: Milattan önce 340 yılında Atina’da doğan Epikurus! Bir sakallı… Andrew Carnegie, Ivan Pavlov, Sigmund Freud… Hepsinin gizli dinci olma durumu var “sakal teorisi” ile değerlendirecek olursak. Dikkat, tarih değişiyor!

Bu meseleyi derli toplu anlayabilmek istiyorsak öncelikle “din” hususunda, sonrasında ise “Alevilik” ve “Sünnilik” hususunda temel dinamikleri algılamak gerekiyor, sanırım. Bu sebeple, insanın cahillik batağında nasıl yozlaştığını, bu yazının çıkış noktasına bağlayabiliriz. Devamında Mağaradan Çıkamamış Zekâ: Manyak Tipoloji başlığı altında “entelektüel ahkâm kesen” lafazanlara değindiğim yazıma göz atmanızı kesinlikle öneririm.

Sünni Alevi misin? Peki, gizli dinci olabilir miyim

Charles Darwin sakalıyla gizli dinci olabilir mi?

Din düşmanlığı GERÇEKTEN insanlık düşmanlığıdır

Hemen şunu belirteyim: bana göre “Din düşmanlığı yapmak kesinlikle bilimin sosyalizasyon izahına aykırıdır!” Hele ki; din ve yaratıcı düşmanlığını, “bilimsellik” dayanağıyla yürütmeye çalışmak tamamen bir “varsayım olması yönüyle” felsefi lakırdıdır!

Bilim: “Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgidir (TDK).” Bilimsel diye tabir edilen hiçbir sonuç… Bilimsel, yani kendi yöntemleri ile ele alınca aslında bir sonuç değildir! Buna bağlı hiçbir kuram ise bana göre dayanak olamaz! Yine muğlaktır (belirsiz)…

Bu sebeple, her hangi bir ateistin akli kuramlar ile din üzerine taarruz ettiği sözde kanıtlar, öncelikle kendi dayanaklarının belirsizliğinde boğulur… Ona ise sadece lakırdısı kalır. Bunu algılayamayan bir Ateist, bana göre “gizli dinci” tanımını hak eden asli kişidir!

Nasıl yani? Şöyle: bu kişi bilinmezliğe inanabilmek yeteneğiyle… Yani “İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç veya ülkü, kült (yani din)” ilişkisi yönüyle çok başarılıdır!

“Din” deyince İslamiyet, Hristiyanlık, Yahudilik akla geliyorken; “Din” sosyal sistemler unsuru olarak tanrıtanımazlık dairesindeki Ateizm, Budizm, Konfüçyanizm… için de bir tanımlama kavramıdır. Şu haliyle “din düşmanlığı” GERÇEKTEN insanlık düşmanlığıdır.

Bana göre; hayvanlar için bahse konu olamayacak “bilinç” bağlamında “Dinsiz insan yoktur!” denilebilir! Muhakkak, yakın hissettiği “bir yaşamsal sistemler” bütününün parçasıdır… Bu sebeple, sadece “sakalım var” diye “gizli dinci” olmak imkânım da yoktur! Bilmem anlatabildim mi? Ve günahımla – sevabımla; sakalıma sığışabilecek bir imanım yok! Hele ki; tabiat dedikleri, müstakil, kör kuvvetler tarafından yönetilen kör bir dünyada yaşadığını sanan zihniyetlerden sakınacak bir imanım, hiç yok!

Sünni Alevi kavramı üretmek imkânsızdır?

Bu noktaya ulaştığımıza göre bir “dini” meseleden değil; “imanî” meseleden bahsediyor olacağımızın altını derhal çizelim! Alevilik de, Sünnilik de İslam dairesindeki iç meseledir! Sadece Müslümanları ilgilendirir.

Alevi – Sünni kavramları nereden çıkmıştır, ona bir bakalım… Hz. Ali Efendimizin halifeliğinin ilan edilmesini müteakip, Bağdat valiliği yapan Muaviye, halifeliği (yani iktidarı) ele geçirmek için itirazını siyasi ve askeri aksiyon alarak Sıffin savaşına vardırmıştır. İşte, bu başlangıç ve savaş süresince Hz. Ali Efendimizin safında olanlar “Alevi” diye tanımlanır. “Sünnilik” ise, sünnet yolu üzerine kurulu dört fıkıh mezhebi (Hanefilik, Şafiilik, Malikilik, Hanbelilik) bağlamında, Muaviye tarafı olarak lanse edilmektedir.

Oysa temel İslamiyet kavramları içerisinde değerlendirecek olursak; dini yaşam yöntemi içerisinde “sünnete uymak kavramında” birliktelikten başka bir söz ortaya konamaz! O’na muhalefet edenlerden hiç kimse; çocukluğundan itibaren Fahr-i Kâinat Efendimizin evinde, elinde büyümüş Hz. Ali Efendimizden “sünnete daha uygun” davranamaz…

Bana göre ayrışma, şahıslar mertebesinde “maneviyat” hükmüne iman meselesidir!

Mesela, bana göre Muaviye ve soyu gerek öncesiyle, gerek sonrasıyla emevi ekolüyle harekete geçmiş, şeytanın nefs düzlemindeki temsilcisidir; birçok Sünni kesime göre (Yezit dâhil) ne olursa olsun iman etmiş bir sahabedir. Bir yanda ameli hususlarda bana göre yanlış yorumlar söz konusudur; Alevi kesime göre bunları yanlış görmek Sünnilik alametidir!

Bu ayrışmalarda içtihatlar gelişmiştir, asırlardır… Doğal olarak, “Sünni Alevi” diye bir kavram üretmek imkânsızdır… İtikadi ve ameli farklılaşmalar zuhur etmiştir.

Ve ben,

Alevilik, Sünnilik, Hanefilik, Şafiilik, Malikilik, Hanbelilik… Bu isnatlar, ayrıştırmalar ile muhatap değilim, imanım gereği.

Yok… İllaki bir kategoriye koymak istiyorsa birileri, buyursun; nebevi yoluna hizmet davasında “Alidaş” yani: Hz. Ali aşığı “Muhammedi”yim…

Var mı bundan öte köy!

Reklam Alanı Kızılay Web Banner 468X060
1 Comment

1 Comment

  1. Pingback: Gerici ithamı yanlış bir tarif! - Hüseyin Şensu - KadrajBlog

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Toplum Kadraj

Facebook değişikliğe gidiyor

yanlış bilgiler içeren haber, görsel ve videolarla mücadele etmek için atılan pek çok yeni adımı ve değişiklikleri duyurduğu yaklaşık 2 bin kelimelik bir metni Poynter ile paylaştı.

Tarih:

on

Teyit.org’da yer alan bilgilendirmeye göre:

Facebook yılın ikinci çeyreğine, platformun yanlış bilgilendirme ile mücadele yöntemlerine ilişkin değişiklikleri duyurarak başlıyor.

Facebook, 10 Nisan 2019 Çarşamba günü platformda yayılan yanlış bilgiler içeren haber, görsel ve videolarla mücadele etmek için atılan pek çok yeni adımı ve değişiklikleri duyurduğu yaklaşık 2 bin kelimelik bir metni Poynter ile paylaştı.

Haberde, uygulanacak ana değişiklikler şu şekilde maddelendi:

  • Facebook yanlış bilginin sıkça yayıldığı gruplara erişimi azaltıyor.
  • Kullanıcıların en çok hangi haber kaynaklarına güvendiklerini belirlemede, kitle kaynak kullanımının nasıl faydalı olabileceğini araştırıyor.
  • Şirket, kullanıcıları gördükleri içerik hakkında bilgilendirmek amacıyla Messenger’a, gruplara ve Haber Kaynağı’na yeni göstergeler ekliyor.

Detaylar burada: Facebook yanlış bilgi karşıtı politikalarında değişikliğe gidiyor

Devamını oku

Ekonomi Kadraj

Zorunlu olacak “tamamlayıcı” emeklilik ve kıdem tazminatı detayları

Kazançlarına göre azdan az, çoktan çok belirleneceği zorunlu bir bireysel emeklilik sistemini yani tamamlayıcı emeklilik sistemini yeniden ele alacağız.

Tarih:

on

Hürriyet’te yer alan habere göre, zorunlu kapsamda uygulamaya konulacak olan tamamlayıcı BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) hakkında Bakan Albayrak:

“Vatandaşlarımızın kazançlarına göre azdan az, çoktan çok belirleneceği zorunlu bir bireysel emeklilik sistemini yani tamamlayıcı emeklilik sistemini yeniden ele alacağız. Bu sistemle birlikte kıdem tazminatı reformunu da hayata geçireceğiz. İş verenden yapılacak kesintiler BES ile entegre kıdem tazminatı fonunda toplanacak”

dedi.

Detaylar: İşte tüm yönleriyle tamamlayıcı emeklilik ve kıdem tazminatı fonu

Devamını oku

# Editör Seçimi

Kıraç, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı!

“Türkçemiz İngilizce’den çok daha kaliteli bir dildir. Matematik olarak mükemmel bir dildir” diyen Kıraç, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı.

Tarih:

on

Kıraç, Oktay Sinanoğlu'nu hatırlattı!

İngilizce eğitime son verilmesi ve Türkiye’nin Amerikan hegemonyasından kurtulması gerektiğini söyleyerek, Atatürk’ü örnek gösterdi.  “Amerika’yla savaşıyoruz vatan cephesindeyim” diyen Kıraç, Aydınlık Gazetesi’ndeki röportajında, gerçeklik payı ne yazık ki çok yüksek, tartışma yaratacak detaylara değindi. Bu söylemleriyle “Oktay Sinanoğlu” anımsandı.

Türkçe giderse Türk de gider. Ben burada şovenizm yapmıyoum. Şuan da şirketlerde Türkçe konuşulmuyor. Unutmamak için günlük hayatta da İngilizce konuşuyorlar.

Aydıklık’da yer alan habere göre Kıraç şöyle davam etti:

Türkçe’yi hayatlarından çıkarıyorlar. Bir de Orhan Pamuk gibileri çıktı. İngilizce kitap yazıp onu Türkçe’ye çeviriyorlar. Bu da utanç verici. Türkçemiz İngilizce’den çok daha kaliteli bir dildir. Matematik olarak mükemmel bir dildir.

Kıraç’ın ifadeleri, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı. 

Kıraç röportajıyla Türkçe konusunda önemli detayları Türkiye gündemine taşıyan Oktay Sinanoğlu anımsandı.

Haberin detayları burada: Ünlü müzisyen Kıraç Aydınlık’a konuştu: Amerika’yla savaşıyoruz vatan cephesindeyim


Kıraç’ın ifadeleri, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı.

Oktay Sinanoğlu kimdir?

Türk kimyager, moleküler biyofizikçi ve biyokimyager…

Türkiye’de akademik çalışmalarıyla olduğu kadar, Türkçe ile ilgili politik görüşleriyle de tanınmaktadır.

Babası Nüzhet Haşim Sinanoğlu’nun başkonsolos olarak görev yaptığı İtalya’nın Bari şehrinde doğdu. II. Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından 1939’da ailesiyle Türkiye’ye döndü.

Oktay Sinanoğlu, 1953 yılında TED Ankara Yenişehir Lisesi’nden birincilikle mezun oldu. 1953 yılında okul bursu ile ABD’ye gitti. 1956’da Amerika Birleşik Devletleri’nde, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden kimya mühendisi olarak mezun oldu. 1957’de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamladı. Aynı yıl “Sloan Ödülü”nü kazandı.

20. Yüzyılda “En genç profesör”

20. yüzyılda Yale Üniversitesi’nde “tam profesörlük” unvanını en genç yaşta kazanan öğretim üyesi olduğu açıklandı. İlerleyen zamanlarda, son yüzyılda tam profesörlük unvanını alan en genç ikinci öğretim üyesi olduğu ortaya çıktı. Yale Üniversitesi’nin son 300 yıllık tarihinde tam profesörlük unvanını alan üçüncü en genç öğretim üyesi olduğuna inanılmaktadır.

Kaynak: Wikipedia

Devamını oku

Popüler '30

Sizin için Öneriyoruz!

Eğitim videoları ve uzman cevaplarıyla

 

Kadraj Akademi youtube’da!


Abone Ol!