fbpx
Sosyal Hesaplarımız

Toplum Kadraj

Hatırlatacağı “ölüm” olunca çare Ante Mortem

…kişinin düşkünlüğünü – acziyetini pervasızca, sosyal medyada fotoğrafla duyurmak manyaklığına ante mortem kavramından başka bir şey üretemiyorum.

Tarih:

on

Bir “Ante-Mortem” Fotoğrafçısı Mısınız?

Manyaklığın zirvesine çıkmışken, toplumsal davranış olağanlığı içerisinde post mortem (ölü fotoğrafçılığı) evrilerek, face’li günlerimizde “Yeni versiyonuyla ortaya çıktı ya da modernleşti” diyebilir miyiz?  Bence deriz… Şöyle; ante mortem, diyerek… Yani; ölüm öncesi fotoğraflar yayınlayarak. Post-mortem ciddi olarak Avrupa’da 19. Yüzyıl’da yayılmış; ölü ile son olarak sevimsiz, ürkütücü bir fotoğraf çekme davranışı benim gözümde. Bakış açıma “genel bağlamıyla” felsefi bir yaklaşım sağlarsak “Çekilen bütün fotoğraflar ölüm öncesidir aslında” diyebilirsiniz elbette. Ancak bu kavramda irdelemeye niyetliysek eğer, hastalığın nihai hatırlatacağı tek şey “ölüm” olunca; hasta yatağındaki kişinin düşkünlüğünü – acziyetini pervasızca, sosyal medyada fotoğrafla duyurmak manyaklığına ante mortem kavramından başka bir şey üretemiyorum.

Beğenmek mi? Cümleten ante mortem

Çok sıkça karşılaştığım bu saçma sapan gelişen “toplumsal davranış bozukluğu” konusunda hangi duygusal emoji ile geri bildirim vermem gerekliliğinin bende yarattığı “tanımlayamadığım diğer tuhaf duyguyu” ancak burada yazarak ifade edebileceğimi düşünüyorum.

Yakınlarımızın yahut kendimizin parmağı çizilse, paylaşan toplumumuzun psikolojik durumunu aslında, Uzman Psikolog Gamze Karabulut akademik bir tanımlamayla izah ediyor: FOMO.

“Fomo insan geleceğini tehdit edebilir. Kişi sürekli olarak yazı yazma, yorum yapma, konum bildirme, fotoğraf-bilgi paylaşma, diğerlerinden onay alma, beğenilme dürtüleri ile yoğun bir şekilde yaşamaya başlar. Dikkat edilmezse yaklaşık 2 milyar insan bu hastalık için aday haline gelir. Bu nedenle eğer tedbir alınmazsa fomo insan geleceğini tehdit edebilir.”[1]

FOMO hastalığının konusu tüm olarak sosyal medya bağımlılığı olmakla beraber; içerisine ante mortem davranışını sığıştırabiliyorum. Böylelikle, bu süreçte; facebook, instagram, twitter vs. mecrasındaki tanışın – akrabanın, cümleten ante mortem paylaşımına geri bildirim yapmamam gerektiğini idrak ettim.

“Hayırdır… Geçmiş olsun… Allah şifa versin… Aman güzelim ne oldu?… Tüh tüh… Vah vah..”

Bir “Ante-Mortem” Fotoğrafçısı Mısınız?

Hatırlatacağı “ölüm” olunca çare Ante Mortem

Psikolojik temelinde, hastanın kendisinden ayrı olarak onun güçsüz durumundan istifade edip, “ilgi odağı olmak” yatan bu gereksiz paylaşımlara sizler de muhatap olmayın ki; bu saçmalık bir son bulsun. Kim nerede, hangi teşhise binaen ne tedavisi görüyorsa görsün… Ve ailesi, varsa yakın gördüğü kişilere birebir haber versin, o yakın kişiler de kutsal damacana gibi taşıdıkları popolarını kaldırıp bir zahmet ziyarete gitsinler. Fiziki olarak yapabilecekleri bir şeyler de varsa, yapıversinler ki, sosyal paylaşım gerçek anlamda sağlanmış olsun!

Kaldı ki, bu hassas konuda TBB (Türk Tabipleri Birliği) 67. Büyük Kongre kararlarıyla, HEKİMLER İLE SAĞLIK KURUM VE KURULUŞLARININ ELEKTRONİK ORTAMLARDAKİ PAYLAŞIMLARINA İLİŞKİN KILAVUZunda kendi çalışanlarına sosyal medya ayarı bile vermiştir:

  1. Hastaların sır kapsamındaki bilgileri hiçbir biçimde paylaşılamaz. Hasta mahremiyetinin korunması için her türlü önlem alınır.
  2. Hastaların tedavi öncesi ve/veya sonrasına ait görüntülerine ya da ifadelerine hiçbir şekilde yer verilemez. Ayrıca bu nitelikteki yayınlara link verilerek yönlendirme de yapılamaz.
  3. Sağlık çalışanlarının, tedavi öncesi, sırası ve sonrasında hasta ve hasta yakınları ile birlikte görüntülerine yer verilemez.
  4. Deontoloji kurallarına ve hasta haklarına uymayan, abartılı, insanları yanıltıcı, korku veya paniğe düşürücü, yanlış yönlendirici, gerçeğe aykırı ifadeler kullanılamaz.[2]

Kaynak:

[1] Uzman Psikolog Gamze Karabulut,

[2] TBB

Reklam Alanı Kızılay Web Banner 468X060
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Toplum Kadraj

Facebook değişikliğe gidiyor

yanlış bilgiler içeren haber, görsel ve videolarla mücadele etmek için atılan pek çok yeni adımı ve değişiklikleri duyurduğu yaklaşık 2 bin kelimelik bir metni Poynter ile paylaştı.

Tarih:

on

Teyit.org’da yer alan bilgilendirmeye göre:

Facebook yılın ikinci çeyreğine, platformun yanlış bilgilendirme ile mücadele yöntemlerine ilişkin değişiklikleri duyurarak başlıyor.

Facebook, 10 Nisan 2019 Çarşamba günü platformda yayılan yanlış bilgiler içeren haber, görsel ve videolarla mücadele etmek için atılan pek çok yeni adımı ve değişiklikleri duyurduğu yaklaşık 2 bin kelimelik bir metni Poynter ile paylaştı.

Haberde, uygulanacak ana değişiklikler şu şekilde maddelendi:

  • Facebook yanlış bilginin sıkça yayıldığı gruplara erişimi azaltıyor.
  • Kullanıcıların en çok hangi haber kaynaklarına güvendiklerini belirlemede, kitle kaynak kullanımının nasıl faydalı olabileceğini araştırıyor.
  • Şirket, kullanıcıları gördükleri içerik hakkında bilgilendirmek amacıyla Messenger’a, gruplara ve Haber Kaynağı’na yeni göstergeler ekliyor.

Detaylar burada: Facebook yanlış bilgi karşıtı politikalarında değişikliğe gidiyor

Devamını oku

Ekonomi Kadraj

Zorunlu olacak “tamamlayıcı” emeklilik ve kıdem tazminatı detayları

Kazançlarına göre azdan az, çoktan çok belirleneceği zorunlu bir bireysel emeklilik sistemini yani tamamlayıcı emeklilik sistemini yeniden ele alacağız.

Tarih:

on

Hürriyet’te yer alan habere göre, zorunlu kapsamda uygulamaya konulacak olan tamamlayıcı BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) hakkında Bakan Albayrak:

“Vatandaşlarımızın kazançlarına göre azdan az, çoktan çok belirleneceği zorunlu bir bireysel emeklilik sistemini yani tamamlayıcı emeklilik sistemini yeniden ele alacağız. Bu sistemle birlikte kıdem tazminatı reformunu da hayata geçireceğiz. İş verenden yapılacak kesintiler BES ile entegre kıdem tazminatı fonunda toplanacak”

dedi.

Detaylar: İşte tüm yönleriyle tamamlayıcı emeklilik ve kıdem tazminatı fonu

Devamını oku

# Editör Seçimi

Kıraç, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı!

“Türkçemiz İngilizce’den çok daha kaliteli bir dildir. Matematik olarak mükemmel bir dildir” diyen Kıraç, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı.

Tarih:

on

Kıraç, Oktay Sinanoğlu'nu hatırlattı!

İngilizce eğitime son verilmesi ve Türkiye’nin Amerikan hegemonyasından kurtulması gerektiğini söyleyerek, Atatürk’ü örnek gösterdi.  “Amerika’yla savaşıyoruz vatan cephesindeyim” diyen Kıraç, Aydınlık Gazetesi’ndeki röportajında, gerçeklik payı ne yazık ki çok yüksek, tartışma yaratacak detaylara değindi. Bu söylemleriyle “Oktay Sinanoğlu” anımsandı.

Türkçe giderse Türk de gider. Ben burada şovenizm yapmıyoum. Şuan da şirketlerde Türkçe konuşulmuyor. Unutmamak için günlük hayatta da İngilizce konuşuyorlar.

Aydıklık’da yer alan habere göre Kıraç şöyle davam etti:

Türkçe’yi hayatlarından çıkarıyorlar. Bir de Orhan Pamuk gibileri çıktı. İngilizce kitap yazıp onu Türkçe’ye çeviriyorlar. Bu da utanç verici. Türkçemiz İngilizce’den çok daha kaliteli bir dildir. Matematik olarak mükemmel bir dildir.

Kıraç’ın ifadeleri, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı. 

Kıraç röportajıyla Türkçe konusunda önemli detayları Türkiye gündemine taşıyan Oktay Sinanoğlu anımsandı.

Haberin detayları burada: Ünlü müzisyen Kıraç Aydınlık’a konuştu: Amerika’yla savaşıyoruz vatan cephesindeyim


Kıraç’ın ifadeleri, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı.

Oktay Sinanoğlu kimdir?

Türk kimyager, moleküler biyofizikçi ve biyokimyager…

Türkiye’de akademik çalışmalarıyla olduğu kadar, Türkçe ile ilgili politik görüşleriyle de tanınmaktadır.

Babası Nüzhet Haşim Sinanoğlu’nun başkonsolos olarak görev yaptığı İtalya’nın Bari şehrinde doğdu. II. Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından 1939’da ailesiyle Türkiye’ye döndü.

Oktay Sinanoğlu, 1953 yılında TED Ankara Yenişehir Lisesi’nden birincilikle mezun oldu. 1953 yılında okul bursu ile ABD’ye gitti. 1956’da Amerika Birleşik Devletleri’nde, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden kimya mühendisi olarak mezun oldu. 1957’de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamladı. Aynı yıl “Sloan Ödülü”nü kazandı.

20. Yüzyılda “En genç profesör”

20. yüzyılda Yale Üniversitesi’nde “tam profesörlük” unvanını en genç yaşta kazanan öğretim üyesi olduğu açıklandı. İlerleyen zamanlarda, son yüzyılda tam profesörlük unvanını alan en genç ikinci öğretim üyesi olduğu ortaya çıktı. Yale Üniversitesi’nin son 300 yıllık tarihinde tam profesörlük unvanını alan üçüncü en genç öğretim üyesi olduğuna inanılmaktadır.

Kaynak: Wikipedia

Devamını oku

Popüler '30

Sizin için Öneriyoruz!

Eğitim videoları ve uzman cevaplarıyla

 

Kadraj Akademi youtube’da!


Abone Ol!