fbpx
Sosyal Hesaplarımız

Köşe Kadraj

Mânâdan Kadir Gecesi Sırrına

Hz. Fatıma’nın bu yorumu üzerine, 26’yı 27’ye bağlayan gecenin Kadir Gecesi olduğunu öğrenmiş oluyoruz… YA ALİ! MÜJDELER OLSUN SEN KADİR GECESİ ŞEHİD OLACAKSIN…

Tarih:

on

Mânâdan Kadir Gecesi Sırrına

Öncelikle Kadir Gecesine ulaşabilmek lütfuna uğramış olmaktan ötürü Yüce Rabbime hamd ederek, Kadir gecesinin mana boyutlarından gönüllere yansıyan sırrını sizlerle paylaşmak üzere ufak bir çalışma yaptım… Hocam Dr. Haluk Nurbaki’nin, inceliklerini gönül deryalarına açtığı Kadir Gecesini, kitaplarından alıntıladığım ufak bir derleme çalışmasıyla paylaşmak istiyorum. Selam ve sevgi ile buyurun hep beraber okuyalım.


…Kadir gecesi boyutlar yarılıp, arz mekânı sabaha kadar tüm boyutlara açılınca, bütün melekler ve ruhlar, Fahr-i Kâinatı Medine’de koklamanın doyulmaz hazzına koşarlar. Ve her yıl, bu geceyi hasretle beklerler. Bu açıdan bakıldığında, Kadir gecesi, Efendimizi ziyaret açısından Allah’ın meleklere verdiği muhteşem bir davet şölenidir…

O, Kendisini Anlatır

…Hz. Fâtıma “bütün mümin ve müminelere şefkat etmeye, merhamet etmeye, şefaat etmeye söz vermiş.” Onun için kadir gecesi Fâtıma annemizce çok önemlidir…

Topluma Hz. Fâtıma Operasyonu

Siz sanıyor musunuz ki Hz. Fâtıma operasyonunda değil. Bu toplum, çocuklar Hz. Fâtıma’nın çok sevdiği bir nesildir. Bunları dört tane uyduruk kimsenin eline, kendini bilmeyen şaşkının eline bırakır mı? Bu kadınların geleceğine el atmıştır. Bakınız gönüller perde perde Hz. Fâtıma’ya nasıl akacak…

Bu günkü kadir gecesinin hürmetine ki, kadir gecesinin Sırrı Fâtıma’dır. Efendimizin emridir bu. Bu sırra eremeyenler Hz. Fatıma’nın secdesini göremez, eşyanın Allah dediğini göremez, Cebraille selamlaşamaz. Çünkü Hadis-i Şerif var. “BÜTÜN MÜ’MİNLER BU GECE CEBRAİLLE SELAMLAŞAMAZ. BÜTÜN MELEKLER EY MÜ’MİNLER MÜJDELER OLSUN BU GECENİN SONSUZLUĞUNU YAŞADIĞINIZ İÇİN DİYECEK.” Ancak Hz. Fâtıma kanalından geçen bir cereyana kapılmakla bu güzellikleri yaşamak mümkün olur ki, işte o cereyanın sırrından uzak kalmak demek, karanlığın renginin yok olması gibi yok olmaya bedeldir…

“Fâtıma’ya Söyledim”

…Hz. Fâtıma annemiz bu mübarek günde Hz. Ali Efendimize kadir gecesinin hikmetinin müjdesini verdiği için bunu da bu günde mutlak dile getirmemiz lazım. Çünkü bu müjde Hz. Ali’yi tasavvur edilemeyecek kadar mutluluk hudutlarına götürmüştür. Hz. Ali, Hz. Fatıma’ya “RASULULLAHTAN SONRA SENİN DE YOKLUĞUNA NASIL TAHAMMÜL EDERİM” derken, bu müjde dolayısıyla tahammül etti.

Çünkü Hz. Ali çok büyük bir savaşçı, çok kuvvetli ve cesur olduğu için büyük bir endişesi vardı. Bir gün Efendimize “YA RASULULLAH BEN NASIL ŞEHİT OLACAĞIM? HANGİ KÂFİRE NAZAR ETSEM ELİNDEN KILICI DÜŞÜYOR” diye büyük bir üzüntü ve intizarla sorduğunda Efendimiz “FÂTIMA’YA SÖYLEDİM. SENİN NASIL ŞEHİT OLACAĞIN KADİR SÜRESİNDE GİZLİDİR” diye cevap verdi.

Bunu Efendimiz Fatıma Annemize söylemiştir ama Sûre-i Kadir’i beşyüz defa okusanız Hz. Ali’nin şehit olacağını yazmıyor…

Bin Aydan Hayırlı Şifresi

Ama Hz. Fâtıma Kur’an’ın enfüs manasını yorumlarken bir metodla açıklıyor (Hz. Ali’nin NECH-ÜL BELÂGÂ adlı büyük yorum kitabında vardır) Hz. Fatıma Kur’an’daki kelimelerin çok özel özelliğini yakalardı. Mesela Kadir gecesi için emredilen BİN AYDAN DAHA HAYIRLIDIR sözü üzerine şifreyi kapmıştı. Bin aydan hayırlıdır Allah tarafından kadir gecesi için normal bir benzetme olmasaydı bin aydan efdaldir diye gelirdi. Bin aydan efdaldir demiyor da, bin aydan güçlüdür demiyor da, bin aydan hayırlıdır diyor. Efdal yerine hayırlıdır diyor. Yıl yerine de ay diyor. Fatıma annemiz bu yorumla Hz. Ali Efendimize:

YA ALİ! MÜJDELER OLSUN SEN KADİR GECESİ ŞEHİD OLACAKSIN, ONDAN SONRA EMEVİLER GELECEK BİN AY KALACAK!

demiştir. (Yani seksen üç sene dört ay) Gerçekten Emeviler 83 sene 4 ay kalmış ve ondan sonra defolup gitmişlerdir. Kemikleri de Ebu Müslim Horasani tarafından yakılmıştır. Fatıma annemizin ayetleri yorumlamasındaki hikmetlerden biri de budur…

Hz. Fatıma’nın bu yorumu üzerine, 26’yı 27’ye bağlayan gecenin Kadir Gecesi olduğunu öğrenmiş oluyoruz.

Çünkü Fahr-i Kâinat Efendimiz: “Kadir günü 10 ilâ 30’u arasındaki tek günlerdedir” diye buyurmuştur. Ne zamana kadar? Hicri 40. yılına kadar. Hicri 40. yılında Hz. Ali şehit olunca herkes anladı ki Kadir Gecesi 27’sindeymiş. Bunun teyidini Hz. Fâtıma’nın, Kur’an âyetlerindeki yorum ustalığıyla birlikte seyretmek lâzım.

Sırrın Özü

Biri Hz. Sümeyye’nin hayır demesiyle Ebu Cehil ve şürekası ebter kalmıştır. Bedir savaşında hepsi pislik halinde atılmış telef olmuştur. İkincisi de Kerbelada Hz. Hüseyin’in hayır demesiyle bütün şerler Hz. Fatıma’nın yüzü suyu hürmetine ebter kalmıştır, güdük kalmıştır

Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olarak zikredilmesinin sebebi de bin ay yani 83 sene aşağı yukarı bir insan ömrüdür. Bütün servet, bütün şaşaalar, gelip geçer ama Hz. Ali’nin şehit olduğu o kadir gecesi anı bir ömürlük saltanattan önemlidir. Çünkü kadir gecesinde Alem-i vahdetin alem-i kesrete dönüşümün bilimsel hali zuhur etmiştir ki işte Fatıma sırrının özü de budur.


İlgili derlemeyi sizler için Dr. Haluk Nurbaki’nin Gönül Penceresinden Fahr-i Kâinat Efendimiz, Nurdan Anneler, Yüce İslam Büyükleri kitaplarından faydalanarak hazırladım. Ayrıca, bu kitapları önemle okumanızı tavsiye ederim, mânâ hususunda önemli noktaları idrak etmek istiyorsanız. 

Ayrıca kadir süresinin mealini de paylaşmadan geçmek istemiyorum:

Biz o (Kur’ân)nu Kadir gecesinde indirdik. / Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? / Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. / Melekler ve Ruh (Cebrail veya Ruh adındaki melek) o gece Rablerinin izniyle, her iş için inerler. / O gece, tanyeri ağarıncaya kadar süren bir selâmettir.

İnşallah, Dr. Haluk Nurbaki’nin eserleri bağlamında daha kapsamlı yeni çalışmalar yapmak ve yaymak niyetindeyiz… Ömrümüz yeter ise. Hepinize selam ve sevgilerimi sunarım.

Reklam Alanı Kızılay Web Banner 468X060
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Gezi Kadraj

İstanbul’un Anıt Ağaçları

“Eski İstanbullular” gibi zihnimizde ve imgelemimizde saygıdeğer, kültürlü, görmüş geçirmiş ihtiyarlar şeklinde beliren sözcükleri bu şehrin anıt ağaçlarıyla birleştirmek sanki doğru oldu.

Tarih:

on

Artık büyük ölçüde yitirilen İstanbul kültürünün ve coğrafi zenginliğin henüz var olduğu zamanlardan günümüze ulaşan nebati devlerin hikayesini Volkan Yalazay yazdı.

Yeşil Gazete’de yer alan İstanbul’un anıt ağaçları konulu söyleşide Volkan Yalazay:

“Eski İstanbullu Ağaçlar” Kitabın ismi böyle. Her ne kadar literatüre “Anıt Ağaç” olarak giren ağaçları anlatıyorsam da İstanbul söz konusu olduğunda işin içine “Eski İstanbullular” gibi zihnimizde ve imgelemimizde saygıdeğer, kültürlü, görmüş geçirmiş ihtiyarlar şeklinde beliren sözcükleri bu şehrin anıt ağaçlarıyla birleştirmek sanki doğru oldu. Onlar, yani İstanbul’un anıt ağaçları artık büyük ölçüde yitirdiğimiz bir İstanbul kültürünün ve coğrafi zenginliğinin henüz var olduğu zamanlardan günümüze ulaşan nebati devler.

Detayına değindi.

Söyleşinin tamamı burada

Devamını oku

Yaşam Kadraj

Terkediş

Geceye kenetlenen bir düşüncem karanlığımda kayboluyor. “Eski anılarım” adlı acılarıma kulak veren bu çöküntünün; artık tutunacak dirayeti kalmadı…Terkediş

Tarih:

on

Terkediş

Soğumaya yüz tutmuş dünyama bir yolculuk ettim. Sensiz, eksik, yarım bir ada var; ucu bucağı sonsuz olarak etiketlediğim diyarın sise bulanmış eteğinde. O ada; sen ve benim, bizim, bir bütün olarak kurduğumuz, inşa ettiğimiz hayalleri sakladı. Dizaynı sana ait, inşası bana ait nice katlı evler, nice saçlı evler. Balkonundan seyre daldığımız çocuklarımızı gömdüm, her gün çaba sarf ettiğin bahçemize. Yaşlarını takip eden bir nehir hayalin vardı. İçini temizleyen bir berraklığa sahipti.

Hayal değil, resmettiğimiz; soluksuz yazdığım bir kitap sayfası gibiydi. Seni adanın bir ucundan diğer ucuna sürükleyen paragraf gibi bir hayaldi. Bir ev inşa edilecekti. Bir şehre dönüştü. Sonra da ülkeye. Sonunda dünyaya. Ve sen çekip gittin. Sahip olması en doğal hakkı olan kişi, bu hayalin başyapıtı resmedilemezdin. Hiç bir dilde, bir kelime dahi karşılığı olmayan sen; değiştin. Nedeni bilinmeyen bir değişim.

Hastalık gibi değildi bu… Yada mevsim gibi değildi. Yani geçici olmaktan çok uzak bir farklılıktı bu. İsim vermekte zorlanıyorum buna lakin isimlendirmek ne denli kolaydır? Göç gibi bir şeydi sanki; uzaklara seyahat eden bulut hayal et. Gözden kaybolup yok olan bir seyahat misali. Ne sen bir buluttun ne de seni sürükleyen bir rüzgar vardı, bu hayalde.

***

Elvedalara kulak asmayan bir yolcuydun sen.
Arkana dahi bakmadan çekip giden.
"Belki" diye diyorum... Bir duraksama ile dönsen
ardına belki gidemezdin.
"Tutuklu kalırdın" diye resmettim o anı.

***

Hayalden başka bir şey değil

“Diye”ler ile doldurulmuş bir metin asla gerçekliğe kavuşmayacak. Ve senin o anda duraksaman bile, belirsizlikte kurulmuş, muhtemel hayalden başka bir şey değil.

Bulanan zihnim kabiliyetini yitirdi. Paslanan hayallerim, ot saran karakterim, yosun bağlamış kelimelerimi hapsettim tüm diyarı dönüştürdüğüm zindana.

Senin gittiğin o karanlık vakit, kurduğum acı hatırama ulaştı.

Geceye kenetlenen bir düşüncem karanlığımda kayboluyor. “Eski anılarım” adlı acılarıma kulak veren bu çöküntünün; artık tutunacak dirayeti kalmadı, belleğimde tükettiğim umut zerrelerine. Arafa atılmak istiyor sözcüklerim, senli hayallere kavuşmak adına. Sonsuz ufuklarına açılmak, engin derinliğe sahip gözlerinde hapsolmak istiyorum. Sabahların kokusu olmak, gecelerin nefesi olmak istiyorum teninde. Dilime kazımak istiyorum seni. Aydınlığın, karanlık rotasında esaret olmak istemiyorum.

Ne fayda ki; bunlar, giden senin ardından duyulamayan bir kaç haykırıştan ibaret.

Devamını oku

Köşe Kadraj

Trajedi

Hüznün isimsizliği trajedisi. Günümüzün ağır vebası… İnsanlığın sürekli hüzün içinde, İsim koyamaz ruh halini. Hayatında ideoloji benimsemesi.

Tarih:

on

Yazan:

Trajedi
Yangı

Hüznün isimsizliği trajedisi.
Günümüzün ağır vebası...

İnsanlığın sürekli hüzün içinde,
İsim koyamaz ruh halini
Hayatında ideoloji benimsemesi.
Ufak sanılan küçücük yaranın,
Ur şeklinde vücuda yerleşmesi.
Kestiğin, kazıdığın yerden,
Arsız sarmaşık gibi boy vermesi.
Bizi bu arsızlıklar yordu.
Sevgisizlik, hadsizlik, değersizlik
En mühim olan kısmı ise;
Hiç edilmişlik.

Sen zannedersin ki serilmiş önüne;
Çok geçmez, beklemediğin anda
Emeğini verirler eline.

Devamını oku

Popüler '30

Sizin için Öneriyoruz!

Eğitim videoları ve uzman cevaplarıyla

 

Kadraj Akademi youtube’da!


Abone Ol!