fbpx
Sosyal Hesaplarımız

Siyasi Kadraj

İnsaniyet Bağlamında İdam Cezası

İdam cezasını kaldırmak “insani duyguyu” yok saymaktır! Yaşam haklarının, insan vicdanının gasp edilmesine müsaade etmektir!

Tarih:

on

İdam cezasını kaldırmak

İdam cezası konusunda… Öncelikle belirteyim hukukçu değilim. Doğal olarak, kanunlar karşısında bir vatandaş olarak kanunlardan ne anladığımı ve de bu bağlamda anlamlandıracağım insaniyet beklentilerimi; toplumsal bir bütünlükten teşekkül eden “devlet” otoritesinden beklediklerimi ifade etmek özgürlüğüyle yazıyorum.

İnsan hakları… Hürriyet… vs. zırvalığını mırıldanmaya başlayan varsa öncelikle empati yapsın. Ciğerin yanmadıysa; davulun sesi uzaktan hoş gelir. İdam Cezası İnsaniyet bağlamında “en insani” cezadır. “En insani” derken ne kastediyorum?

Çok basit… İnsaniyet bağlamında her birey için olağan sürecindeki “yaşam hakkı” mevzu bahistir ve insan için sevgi, saygı, merhamet, nefret, intikam… Duygusal gerçekler söz konusudur! Mesela; Allah sabır ihsan etsin, Özgecan‘ın babasının “duygusal hakları” örnek gösterilebilir? Ailece yaşadıkları elim olay için “doğanın kanunudur” mu diyecek, bu “baba?”

Hatta bu yazıya psikolojik durumumu bozan şu örnek haberleri de eklemek istiyorum: Kız kardeşini öldürdü! Sosyal medyadan canlı yayınladıŞüphe duydu, test yaptırdı, ortağını öldürdüOğlumu bahis mafyası öldürdüBoşandığı kadını öldürdüSuriyeli hamile kadına tecavüz edip, çocuğu ile birlikte öldürdüler / Yemekte ağabeyini öldürdüEvin tapusunu vermeyen dini nikâhlı eşini öldürdüUyuşturucu kullandığı için işten atıldı: 2 kişiyi öldürdü … vs.

Sonuç olarak; orman düzeninde yaşamıyoruz ki… Sevdiği bir yakını katledilen insanın duyguları katledilmiştir!” Toplum, bireylerin aile olma bütünü olduğuna göre; öldürme eylemini gerçekleştiren “katil” bir aileyi ve bağlamında toplumsal vicdanı katleder! Devamında yaşam hakkı gasp edilen maktulün yakınları için nefret ve intikam duygusu en kutsal hakka dönüşür! En kutsal değer “yaşam” hakkıdır! Katil, insanca yaşam alanının dışındadır. “Öldürmek” eylemini misliyle cezalandırmayacak kanun-suzluk- hayvansal, vahşi yaşam düzeninden başkaca bir şey sunamaz!

İdam cezasını kaldırmak…

…“insani duyguyu” yok saymaktır! Yaşam haklarının, insan vicdanının gasp edilmesine müsaade etmektir! “İnsanın yaşam hakkı elinden alınamaz!” diyerek idam cezasına karşı durmak “kendi vicdanına” aykırı olmak sebebiyle en aptalca söylemdir! Malum; katil olan kişi İNSAN ÖLDÜREREK, İNSANLIKTAN çıkmış… Bir diğer kişinin YAŞAM HAKKINI GASP ETMİŞTİR! Bunu anlamak zor olmasa gerek. VAHŞİ HAYVANLAR dahi kendi düzenleri içerisinde öldürmenin “gerekçeli nizamına” uygun yaşar, açsa avlanır. İnsaniyet olgusuna saldıran insan (!) VAHŞİ HAYVANLARIN doğa düzenine dahi aykırıdır! Bırakın toplum içerisinde yaşamayı, HAYVANLAR ÂLEMİ dahi onu reddeder!

***

En son FETÖ kapsamında idam cezasının geri getirilme talebi gündemi hararetlendirmişken, çok geçmedi ki tekrar duruldu… Yargı sürecinin devamı sebebiyle olabilir bu durgunluk lâkin siyasal malzeme görünümünde olmaktan çıkmadığı sürece; gerçeklik zeminine oturmuş ve toplumsal vicdanda hakkı teslim edilmiş “adalet” vukuu etmiş olmayacaktır. Birçok yönüyle, idam cezası konusunun kaleme alınmış ve kelâma sığıştırılmış kalabalığından öte kalarak, kendimce ana hatları gözlemlemek istiyorum.

Türkiye’de (cumhuriyet tarihi) idam cezalarının istatiksel geçmişini uygulanış yönünden hatırlamak adına odaklanalım:

Türkiye’de 1920 ile 1984 yılları arasında 15’i kadın toplam 712 kişi idam edildi. İstiklal Mahkemeleri kararlarıyla idam edilenler bu sayıya dâhil değil. [Bkz. Gö. 24.07.2017]

İlgili kaynakta geçen bu bilginin devamında idam kararından “pişmanlık” duyan siyasilerin hata yaptıklarına dair tuhaf demeçlerini de bulacaksınız… Bu yazıya eklemiyorum, konunun dağılmaması niyetiyle. Ayrıca, hemen ara bir not daha eklemek durumundayım: istiklal mahkemeleri çok ayrı, usul bağlamıyla başkaca detaylı bir konu… İstiklal mahkemeleri konusunda akademik çalışmalar açısından var olan sıkıntıları da göz önünde bulundurduğum için bir şeyler yazmak yerine Ergün Aybars’ın, İstiklal Mahkemeleri kitabına referans olmayı gerekli görüyor ve bu kısmı atlıyorum.

Çağdaşlık Komedyası

İdam cezası karşıtlarının iddialarına “Çağdaşlık” komedyasıyla bakacak olduğumda ise şuan dünya üzerinde çokça ülkede (58 + 35 ülkede savaş veya olağanüstü durumlarda) “idam cezasının” uygulanmakta olduğunu; hatta ve hatta AB’ye girmek gerekçesiyle “idam cezasından feragat etmek” dile gelecekse, AB’nin yaptırım ve siyasi baskılarına rağmen Avrupa kıta ülkesi Belarus’un idam cezasını kaldırmadığını da atlamayalım. Bu örnekler, anlayamadığım sebeplerle çağdaşlık ölçüsünün dışında zannedersem… Artık “kimin nasıl işine gelirse” mi desem, bilemiyorum. Neyse… İdam cezası konusunun seyrini biraz daha değiştirerek devam edelim.

Binlerce ailenin ahı eşliğinde DSP – MHP – ANAP hükümeti 3 Ağustos 2002‘de idam cezasını kaldırdı.

Öcalan 29 Haziran 1999‘da “silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçuyla idama mahkûm edildi, ancak ölüm cezasının kaldırılmasından daha sonra bu ceza ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi.

Bu dönem kafalar karıştı… “Öcalan’ı bize veren güç (?) O’nu idam ettirmeyecek” söylentilerinin üzerinden çok geçmedi… “Hukuk geriye doğru işletilemez,” falan denilirken, Öcalan için kesinleşmiş idam kararı tecdit (yenileme, tazeleme) uygulamasına maruz kaldı. Millet, vergisiyle Marksist – Leninist bir terör örgütü olan PKK liderinin yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamakla cezalandırıldı! Sonrasında bu kanunu yasalaştıran hükümet yıkıldı… Dikkat edin! 3 Kasım 2002’de “erk” değişti. Ne kadar hızlı değil mi? Büyük bir senaryonun tiyatro oyuncuları oluverdik, açık açık.

Mümkün Olsaydı Biz asardık!

“As asabilirsen (!)…” Diyerek bağıran; kürsülerden ip fırlatan MHP Genel Başkanı Bahçeli, aslında o dönemin siyasal – diplomatik koşulların oluşturduğu baskıya dem vuruyordu, seçim meydanlarında! Yani “çok konuşmayın, mümkün olsaydı biz asardık” siyasi kurnazlığıydı bu… Ha! Tutmadı ayrı. Vatandaşa bu şekliyle idrak ettirilemedi, Erdoğan’ın kıvrak siyasi zekâsı karşısında. Şimdi idam cezasının onaylanması için “AKP’den önce hazırız,” diyor. Demek ki, iktidarken başka, muhalefetken “başka bu işler” değişebiliyormuş ama bundan da ekmek çıkmaz, Sayın Bahçeli.

Zihin kodlamalarımızda ambale olduğumuz bu “değişimler siyaseti” içerisinde en önce vurgu yapmamız gereken husus: siyasal zemin koşulları olmalıdır. Yani, aslında dile gelmesi gereken şimdiki siyasal facia: idam cezasının tekrar anayasaya eklenmesinin, 15 Temmuz darbe girişimi olaylarında zuhur eden katliamın akabinde düşünülüyor olmasıdır! Ancak “AB müzakere sürecinin bitirilmesi tehdidiyle” yüzleşmenin diplomatik eşiğinde; idam cezasının halk nezdinde galeyana gelmiş onayı ve AB üyeliğinden vazgeçme civanmertliğinin ayyuka çıktığı bu yeni koşullar şu soruyu ortadan kaldırmayacak: “idam cezası hep gerekliydi; 15 Temmuz’a kadar niye bekledin AKP?” deyip bu detayı kapatıyorum.

İdam cezasının muhatabı maktul olmakla beraber; ağırlıklı olarak yakınlarının katledilen duygularıdır, yoksa ölen ölmüştür zaten. İşte! Yüce Allah yarattığı ve eşref-i mahlûk olarak tarif ettiği insanın “vicdan adaletini” yaşayabileceği koşulları açıkça lütfetmiştir;

Kur’an-ı Kerim 2: 178 – Ey iman edenler! Öldürmede kısas size farz kılındı… / 4: 92 – Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. / 4: 93 – Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir… / 5: 32 – … Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir nefsi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir nefsin yaşamasına sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur… / 17: 33 – Haklı bir sebep olmadıkça, Allah’ın öldürülmesini haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun “velisine” bir yetki verdik… / 25: 68 – …cana haksız yere kıymazlar…

İdam cezasının icra edilmesi

İDAM CEZASI hukuksal zeminin adalet merkezinde KESİNLİKLE İNSANİDİR; mağduru, insanlık postasındaki vicdani huzura taşır! Kanaatimce, idam cezasının icra edilmesinin en önemli detayı cezanın karara bağlanmasındaki sürecin dikkatle yürütülmesidir.

Şu an ki anayasal düzeniyle:

BİRİNCİ BÖLÜM / Hayata Karşı Suçlar / Kasten öldürme – MADDE 81. – (1) Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. – Nitelikli hâller MADDE 82. – (1) Kasten öldürme suçunun; a) Tasarlayarak, b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek, c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silâh kullanmak suretiyle, d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı, e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı, g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla, i) Kan gütme saikiyle, j) Töre saikiyle, İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. [Bkz. – Gö. 24.07.2017]

Sorun Bakalım İçi Rahatlar Mı?

Hangi vicdana hizmet edebilecek bilemiyoruz; “müebbet hapis” ve “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezaları. Yavrusu katledilen bir anaya sorun bakalım içi rahatlar mı? Kaldı ki bu cezaların vahim diğer durumu: “hükümlünün ölene kadar hapiste kalmayacağı” gerçeğidir.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar 30 yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar 24 yılını çektikleri takdirde “koşullu salıvermeden” yararlanabilir. Görüldüğü gibi demek ki ölene kadar hapis cezası verilse bile hükümlü ölene kadar hapiste kalmıyor. [Bkz. – Gö. 24.07.2017]

Kıssadan hisse; Allah göstermesin… Bir gün öldürülürseniz, şuan ki kanun nizamına ciğeri parçalanarak muhatap kalacak yakınlarınıza Allah’dan sabr-ı cemil dilerim.

Reklam Alanı Kızılay Web Banner 468X060
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Politik Kadraj

İstanbul’da Yerel Seçim Tekrarı için “Süre doldu” mu?

Benim takıldığım diğer bir detay ise, yerel seçim tekrarı bahsinde “Sürece dair kronolojik haber başlıklarının bizi nereye götürdüğünü anlamak mümkün müdür?” sorusunun cevabı.

Tarih:

on

İstanbul'da yerel seçim tekrarı için "Süre doldu" mu?

2019 seçimlerinde hile vardı, şaibe vardı… Vay efendim “Kapı kapı gezip bakalım, herkes gerçekten evinde mi?” gibi türlü çeşit mevzular seyrettik bu yerel seçimde… Yerel seçim tekrarı olursa dürtüsüyle…

Bir itirazlar savaşına… İptal talepleri dilekçelerine… “14 bin oy farkla seçim kazanılmaz” derken… “1 oy farkla kazanmaya” itiraza, itirazlar falan…

Dönüşen bir acayip işler!

Ne oluyor? Neden oluyor, dedik?

Tiksindik. Bıktık. Kızdık. Yeter dedik. Fısıltılar dolaştı 1 Nisan’dan bu yana kulaklarımızda; “Zaman kazanıyorlar…” dendi. “Rant çok büyük…” dendi. “Dış mihrakların oyunu…” dendi. ABD sen karışma! Almanya sana ne oluyor?.. FETÖ atağa geçti… Bu işleri tezgahladıklarını fısıldadılar, kulaklarımıza… Bu arada PKK’ya saldırdık! Dolar 5,80 TL‘yi öptü!

İş hâlâ yok… Seçim derken, geçimsizlik dert oldu!

Kimse demedi… Derken kafama takılan şu sorunun cevabını buldum:

Yerel Seçim Tekrarı için yasal süre kaç gün?

Anayasa hukukçusu İbrahim Kaboğlu:

“İtiraz süresi geçti. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini iptale ilişkin açıklamalar gerçeği yansıtmıyor. Çünkü, 298 sayılı Kanun Madde 130’a göre, YSK’ye 7 günlük olağanüstü başvuru süresi 8 Nisan pazartesi akşamı sona erdi”

demiş zaten! Gerisi hukukçuların işi.

Yerel seçim itiraz süreci nereye varacak?

Benim takıldığım diğer bir detay ise, yerel seçim tekrarı bahsinde "Sürece dair kronolojik haber başlıklarının bizi nereye götürdüğünü anlamak mümkün müdür?" sorusunun cevabı.

Yerel seçim itiraz süreci nereye varacak?

Benim takıldığım diğer bir detay ise, yerel seçim tekrarı bahsinde “Sürece dair kronolojik haber başlıklarının bizi nereye götürdüğünü anlamak mümkün müdür?” sorusunun cevabı.

TarihHaber Başlığıİçerik
8.04.2019 – 10:18Erdoğan’dan İstanbul açıklaması: Neredeyse bütünü usulsüzErdoğan, İstanbul’da oyların yeniden sayımına değinerek, “Usulsüzlükler tabi bazı değil, neredeyse bütünü usulsüz. Siyasi parti olarak örgütlü bazı eylemlerin yapıldığını tespit etmiş durumdayız” dedi.
9.04.2019 – 08:34İstanbul’daki 21 ilçede yeniden sayılacak 51 sandık AK Parti’nin başvurusu üzerine tüm oyların sayılması talebini reddi sonrası gözler sondajlama yöntemiyle yeniden sayım kararı çıkan sandıklara çevrildi.
9.04.2019 – 09:34Büyükçekmece’de seçmen kontrolüSeçmenlerin taşındığı iddia edilen adreslerde inceleme yapan polis ekipleri, kayıtlı görülen kişilerin burada oturup oturmadıklarını kontrol etti.
10.04.2019 – 20:11YSK: KHK’lı başkanların mazbatası ikincilere verilecekYüksek Seçim Kurulu, KHK ile kamudan atılan ve 31 Mart’ta belediye başkanı seçilen kişilere mazbata verilmeyeceğini açıkladı. Mazbatalar seçimi ikinci sırada tamamlayanlara verilecek.
10.04.2019 – 20:18Artvin Yusufeli’nde seçim iptal edildiCHP, seçim sonuçlarına itiraz etti. İtirazı görüşen YSK, ilçede 2 kısıtlı seçmenin oy kullandığını belirleyerek aradaki farkın bire inmesi nedeniyle seçimlerin iptaline karar verdi. Yusufeli ilçesinde seçimler, 2 Haziran’da yenilenecek.
11.04.2019 – 18:31YSK Büyükçekmece kararını ertelediKurul, Büyükçekmece’de verilecek kararın İstanbul seçimini doğrudan ilgilendireceği gerekçesiyle başvuruyu erteleme kararı aldı. Buna göre oyların sayımı bitmesi beklenecek. Oyların birleştirme tutanağı verilmesinden sonra AKP, İstanbul için ‘olağanüstü itirazı’nı yapacak.
12.04.2019 – 07:47
AK Parti’nin başvuru dosyasından: ‘Ölülerin yerine oy kullanılmış, İstanbul’da seçimler yenilenmeli’

AK Parti’nin, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi talebiyle hazırladığı başvuru dosyasında sona gelindi. Dosyada ölü seçmenlerin yerine oy kullanıldığının tespit edildiği belirtildi.
12.04.2019 – 11:57YSK’dan Honaz’da seçimi yenileme kararıHonaz’daki seçimleri CHP adayı Yüksel Kepenek 9 bin 389 oyla kazanmış, AK Parti adayı Turgut Devecioğlu ise oyların 9 bin 381’ini almıştı. Honaz ilçesinde seçimler, 2 Haziran’da yenilenecek.
12.04.2019 – 12:24YSK Bağlar’da HDP’li Ceylan’ın KHK’lı olmasını gerekçe gösterdi, mazbatayı AK Partili Beyoğlu’na verdiYüksek Seçim Kurulu (YSK) Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde seçimi kazanan HDP’li Zeyyat Ceylan’ın kanun hükmünde kararname (KHK) ile ihraç edilmesini gerekçe gösterdi ve mazbatayı AK Partili Hüseyin Beyoğlu’na verdi.
12.04.2019 – 19:04YSK Kırıkkale Keskin’de seçimi iptal etti.Kesin olmayan sonuçlara göre, 31 Mart Pazar günü yapılan seçimde Keskin ilçesinde, İYİ Parti adayı Necati Alsancak bin 806 oy, AK Parti adayı Dede Yıldırım bin 799 oy almıştı..
12.04.2019 – 19:55HDP’nin Siirt’in Eruh ilçesinde seçim iptali talebi reddedildi!YSK, seçim iptal başvurusu yapılan Siirt’in Eruh ilçesi için kararını verdi. HDP’nin Siirt’in Eruh ilçesinde ‘800 seçmenin usulsüz kaydedildiğini’ iddia ederek gerçekleştirdiği ‘seçim iptali’ talebini reddetti.
12.04.2019 – 22:20Maltepe’de oy sayımlara yarına kadar ara verildiMaltepe’de oy sayımının yavaş gitmesi ve Millet İttifakı tarafından gösterilen tepki nedeniyle İlçe Seçim Kurulu, önce 12’ye çıkartılan fakat daha sonra tekrar düşürülen kurul sayısını, oy sayımının hızlanması için 20’ye çıkartma kararı aldı. Karar sonrası AKP’liler ve MHP’lilerin topluca sayım alanına girilmesinin ardından sayımlara yarına kadar ara verildi
12.04.2019 – 21:00AKP’den İstanbul için olağanüstü itiraz açıklamasıÖmer Çelik, olağanüstü itiraz haklarını il seçim tutanakları birleştirildikten sonra yapacaklarını bildirdi.
CHP’nin İstanbul’da YSK’ya baskı yapıldığına dair iddialarına ilişkin “Ellerinde bilgi-belge varsa hemen yargıya başvursunlar” diyen Çelik, sürece saygı duyulması gerektiğini söyledi.

YSK, 2019 İstanbul Yerel Seçim sonucunu bir “iptal kararına” bağlamak için diğer sandıklarda benzer kararlar alıyorsa… Dünyanın en güvenli seçimlerini yürüttüğümüz inancımızı da iptale bağlamak mümkün olacak sanırım.

Dünya nüfusunun yüzde 12‘sine denk seçmen ile seçim nasıl yapılır?

Tüm bunlar olurken 900 milyon seçmeni ile Hindistan‘da dünyanın gelmiş geçmiş en büyük seçimleri yapılacak.

Peki, Hindistan dünya nüfusunun yüzde 12’sine denk düşen bu kadar insanla seçim sürecini nasıl işletiyor?

BBC makalesini okurken… Bizdeki sistemden daha güvenli güvenli olamaz diye düşündüm.

Şaka!

Devamını oku

Siyasi Kadraj

Milat Gazetesi’ne teşekkür: “Yazdıklarımın arkasındayım”

Milat Gazetesi tarafından işine son verilen Hüsamettin Aslan: Türkiye’de Ak Parti tabanında yüksek sesle dile getirilen aile içi yapılaşma, bir şekilde sokağa kadar düşmüş durumda

Tarih:

on

4,5 yıl süresince Milat Gazetesi’nde kalemine yer verilen Hüsamettin Aslan’ın işine son verildi.

Twitter hesabından:

Şeklinde açıklama yapan Hüsamettin Aslan, devam eden tweet serisinde:

Erdoğan’ı hedef alan bir gürültüyü derinden hissediyorum. Bu uyarıyı muhafazakar/mütedeyin kesimden gelen eleştirileri ifade etmekle, ikaz etmekle yükümlüyüz. Takip eden okuyucularıma teşekkür ederim. Hoşçakalın ✋

Türkiye’de Ak Parti tabanında yüksek sesle dile getirilen aile içi yapılaşma, bir şekilde sokağa kadar düşmüş durumda. Türkiye,beka mücadelesi verirken, nezaket kuralları çerçevesinde bu saçmalığı eleştirmek ve yapıcı tenkitle izah etmek gerekliydi. Hayırlı olsun

İfadelerine yer verdi.

Devamını oku

Politik Kadraj

Abdullah Gül: “Türkiye’yi Seçimleri Tartışmalı Bir Ülke Haline Asla Getirmemek Gerekir.”

Abdullah Gül açıklamasında: “Türkiye’nin 1950’de çok partili sisteme geçmesinden bu yana neredeyse 70 yıldır seçimler hiç bir zaman tartışma konusu olmadı.”

Tarih:

on

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sitesi üzerinden gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamsında “Türkiye’yi seçimleri tartışmalı bir ülke haline asla getirmemek gerekir” diyen Gül şunları kaydetti:

“Türkiye’nin 1950’de çok partili sisteme geçmesinden bu yana neredeyse 70 yıldır seçimler hiç bir zaman tartışma konusu olmadı.”

İfadesine yer verdi.

Bu seçimlerde iki konunun öne çıktığını söyleyen Gül, şu ifadelere yer verdi:

“İlki, seçilen bazı adayların tüm aday olma süreçlerinde hukuki gerekleri karşılayıp adaylıkları kabul edildikten ve seçildikten sonra  düşürülmeleri, sayıları çok az da olsa, oldukça tartışılacak bir durum. İkincisi, İstanbul’da seçim sonuçlarının açıklanmaya başladıktan sonra o gece yaşananlar ve seçim sonuçlarının kesinleştirilmesinin bu kadar uzatılıp geciktirilmesi…”

Detaylar burada: 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: “Türkiye’yi Seçimleri Tartışmalı Bir Ülke Haline Asla Getirmemek Gerekir.”

Devamını oku

Popüler '30

Sizin için Öneriyoruz!

Eğitim videoları ve uzman cevaplarıyla

 

Kadraj Akademi youtube’da!


Abone Ol!