fbpx
Sosyal Hesaplarımız

Tasavvuf Kadraj

Geri zekâlılıkta profesörlük kazanmış…

Bir insanın kitabını okumakla, o insanın konuşmasını dinlemek aynı şeydir. Birisi kaleminden dökülür; diğeri dilinden… Ama memleketin geri zekâlılıkta profesörlük kazanmış tipleri henüz bunu anlayamamışken; umuma, “sesli başvuru kaynağını” kale almaması telkini veriyor…

Tarih:

on

Geri zekâlılıkta profesörlük kazanmış

Bazı zevat ekrana çıkıp çıkıp; “Dini, diyaneti… Kuran’ı kendin okuyup öğren!” diyor. Aklımız varmış, bize “İslam” anlatanların bizden bir farkı yokmuş; kendi aklımızla, algımızla anlayabilirmişiz (?)… Ben anlayamadım ama öyleymiş… Üstelik “İslam’ın şartlarını yerine getirince zaten herkes ‘Allah dostu’ oluyor”muş… Sanırım olamadık! Ancak tüm bunları ekranda anlatırken; “Dinlemeyin!” dediği ve “Bizimle aynı…” olduğunu söylediği kişilerle eylem olarak kendisinin de “aynı şeyi yaptığını” akledemeyen bu geri zekâlıların, “aklımızı kullanmakla ilgili” öğütleri bir hakarettir! Bu sebeple sen, profesörlük (?) zekâda olsan da benimle aynı olamazsın!

Şunu iyi anlamak gerekiyor… Bir insanın kitabını okumakla, o insanın konuşmasını dinlemek aynı şeydir. Birisi kaleminden dökülür; diğeri dilinden… Ama memleketin geri zekâlılıkta profesörlük kazanmış tipleri henüz bunu anlayamamışken; umuma, “sesli başvuru kaynağını” kale almaması telkini veriyor… Üstelik bunu “konuşarak” yapıyor. Tüm bunları yazarken “aklımı” kullanıyorum… Henüz gönlümü devreye sokmuş değilim.

Aklımızla neyi akledecek ve anlayacak mışız? Kuran’ı! Pardon!? Bu tipler öyle çakal ki; sadece kitabını okuyup avukat, hekim olmuş olanı yoktur, böyle olabilir bir durum da yoktur dünyada… Bunların telkinine bakarsak; üniversiteye giden milyonlarca “öğrenci” sadece kitap okuyup sınava giriyor sanırsın… Hoca (üniversitede de hoca diyorlar bildiğiniz üzere) tayfası falan da yok!

Çakal kelimesi argoda; uyanık, kurnaz, kafası üçkâğıtçılığa ve hinliğe çalışan, fırsatçı anlamında kullanılıyor… Aynen bunlara kullandığım gibi!

Elbette Kuran’ı herkes anlayabilir…

Geri zekâlılıkta profesörlük kazanmış

Bir insanın kitabını okumakla, o insanın konuşmasını dinlemek aynı şeydir. Birisi kaleminden dökülür; diğeri dilinden…

Tüm meseleleri, insanların öğrenme daha doğrusu “idrak etmek” kaynaklarından uzaklaştırılmasını sağlamak… Mesele Kuran olunca, yazılarımda belirtirim “Bu kitap ancak muttakileri hidayete erdiricidir; o muttakiler gayba iman eder, namaz kılar ve infak ederler” Bakara suresinin bu ilk ayetini. Bunu defalarca okumuş kaç kişi, Müslüman olmayan birisine Kuran hediye ederek, hidayetine vesile olamayacağını idrak etmiştir? Mesela benim aklım (?) buna yetmemişken, Haluk Nurbaki’den bu yorumu dinleyerek idrak sahibi olabildim. Elbette ki Kuran’ı herkes okuyabilir, kendince anlayabilir… Peki, kaç kişi “mükemmel idrak” sahibidir!

Hadi! Yüce Kuran’dan okuduğunu anlamak adına bir örnek daha vereyim, iyice pekişsin bu zevatın soytarılığı…


Mucize budur! İki kalbin oluşu…

“Onların kalplerini, kulağını mühürledik; gözlerinde de perde vardır.”

Bu ilâhi kelâma dikkat ettiğiniz zaman bize çok önemli iki mesaj veriyor kalp konusunda; Kelâmın gramerinde olan çok önemli bir inceliktir ki; bu, “kalplerini” dediği halde kulağını diyor. Arapçada çoğul ve tekiller fevkalade önemli kalıplardır. Çoğul olması lazım gelen yerde tekil kullanılması mümkün değildir. Eğer, “kalplerini” diye Âyet-i Kerime’nin kast ettiği “Birçok kimsenin kalplerini mühürledik” anlamına gelseydi; “kulaklarını” da diyecekti. Hâlbuki Âyet-i Kerime “kalplerini ve kulağını mühürledik” diyor. Demek ki; buradaki çoğul, doğrudan doğruya organa ait! Organa ait olunca niçin “kalplerini” diyor, niçin kalbe ikilik getiriyor da… “İki tane” diyor da, kulağa “bir tane” diyor? Nasıl olur? Mucize budur! İki kalbin oluşu… Yani, bir duygusal kalbin oluşu, bir de mânâ kalbinin oluşu. / Dr. Haluk Nurbaki, kaynak 


Unutmayalım ki; idrak, akılla kazanılabilecek bir meziyet değildir! Bu sebeple “sohbet veren yani konuşan, anlatan kişi” idrak etmeniz için anlatır… Aynen, üniversitedeki hocaların dersi idrak ettirebilmek için anlatması, örneklemesi, sorması, fark edilmeyecek noktaları ilişkilendirmesi… gibi. “Bir dakika! Senin benden farkın ne?” demek gerekiyor hepsine, bu zevata bakarsak!

İnsanoğlu en iyi idrak seviyesine dinleyerek, yaşayarak ulaşır… Doğası böyledir. Kültürü, bilgisi atadan – toruna; anlatarak – dinleyerek geçer. Bu zevat insanın doğasına “isyan” etmektedir. Çünkü tahammül edemez! Şeytanla zina halindeki nefsi, aklını şeytanın “Secde etmem aptallığındaki” hastalığına maruz bırakmıştır.

Nedir o hastalık? Murad-ı İlahi’ye (haşa!) suç isnat eden “Ben” hastalığı… Öyle ya kimse ona bir şey anlatamaz, hele Allah’ı? Asla!

Onun aklı var! Hz. Adem’deki “Şüphesiz ki nefsimize zulm ettik!” düsturu yani kulluğu yok ki… Her istediğini vererek, böbürlenerek nefsine zulmetmeye devam ediyor, yetmiyor yandaş arıyor!

İşin aslını deyivereyim

Dayanamıyorum…

Bu zevatın asıl derdi “Yüce Peygambere tahammülsüzlük!”

Paşam! Siz o yemeye, içmeye, sı.maya yarayacak aklınızı kendinize saklayın! Bizi, günahtan ister zelil, ister rüsva olalım yine yoluna kurban olacağımız Âlemlerin Efendisi, Yüce Allah’ın nazlı gülü, Fahr-i Ebedisi, Fahr-i Kâinat Efendimize duyduğumuz sevgiyle ve de O’nun mânâ deryalarındaki hakikatleriyle birlikte ‘alemdeki tekliğini’ anlatan gönül erleriyle baş başa bırakın…

Kendi nefs frekansınızdaki sapkın peygamberliğinizi kendinize saklayın… Bu, şu demek:  Ne haliniz varsa görün!

Reklam Alanı Kızılay Web Banner 468X060
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

# Editör Seçimi

“Devlet-i Ebed Müddet” Bekâ sorunumuz yoktur, hamdolsun!

Bekâ sorunu lafazanlığı yanında AKP’ye kaybettiren, şahsiyetsizliğin kafasıdır! Kafasızlık mı deseydik? Devlet-i ebed müddet unutulmasın! Recep Tayyip Erdoğan…

Tarih:

on

“Devlet-i Ebed Müddet” Bekâ sorunumuz yoktur, hamdolsun!

Bekâ sorunu lafazanlığı yanında, AKP’ye kaybettiren “31 Mart’ta benim adayım… Benim için 81 ilde… 922 ilçede… 386 beldede… Belediye başkan adayı… RECEP TAYYİP ERDOĞAN’dır” sosyal medya spotundaki şahsiyetsizliğin kafasıdır! Kafasızlık mı deseydik? Devlet-i ebed müddet unutulmasın!


Şimdi bu spota ithafen şunu mu söyleyeceğiz: “Bu seçimin kaybedeni ‘sadece’ Recep Tayyip Erdoğan’dır!”


Size yazıklar olsun!

Bakın, Erdoğan’nın SIRTINA NASIL ÇIKIYORLAR… Sonra da NASIL PİŞKİNCE SORUMLULUK ALMAMIŞ OLUYORLAR, görüyorsunuz.

“Anlatmaya gerek yok” diyorum bazen de…

Peki, neden?

Ama benim de bugüne kadar, anlamaya çalıştığım konu: Peki, Erdoğan bu patırtıya NEDEN MÜSAADE EDİYOR?

Tek adamlık

Evet! Bu sebeple, ders alması gereken sadece Erdoğan’dır! Çünkü bu şahsiyetsizliğe ve sürdürülmesine müsaade etmektedir!

“Tek adamlık” eleştirisinin nereden çıktığını anlayabiliyorsunuz sanırım.

Bu spot bana gayet net izah etmektedir.

Sonra ne mi oluyor?

Böyle bir “tek adamın” girdiği seçimde ellerini ovuşturan, kim olduğu belirsiz “binlerce adam” olduğunu düşünüyor insan.

Sen oy verir misin?

Göbeğini kaşımakla itham edilse de edilmese de bir yere kadar dedi millet! O yer 31 Mart’mış! Ayaklanma gibi… Şahısların “garantisi” gibi görülmekten, “rantçılıktan” usanmış gibi!

Artık anlayana.

Şimdi ne oldu? Şöyle: Erdoğan, en fazla oyu alarak yine kazandı. Ama Ak parti kaybetti… Kesin. Net!

Evet! Erdoğan’da aynen bu şekilde açıklamasına yön verdi! Vermesi gerekti…

Erdoğan olmasa AKP birden mi çöker, yoksa yavaş yavaş mı?” sorumun cevabı da gelmiş oldu.

Anında yok olur!

Şimdi: Bekâ sorunu mu?

Millet Ak Parti’yi silecek, bu belli.

Ama… Selçuklu’ya varıp… Ertuğrul Gazi’yle gazalara çıkıp… Mehter marşlarıyla Osmanlı’yla… Oradan “Ya Allah Bismillah” cihan fethetmeye… Çanakkale’ye… İstiklal muharebesine…

Bunlar bizim damarımızdaki “ne olduğunu gayet iyi bildiğimiz” gücümüzken…

Ver gazı denilecek, propaganda malzemesi değil! Bu anlaşılmış oldu.

Galiba Erol Olçok bu işi iyi biliyordu, Sayın Erdoğan… “Adımda Ali var!” diyerek olacak işler değil yani. “Ali” yürekte olacak… Ahlakta olacak, imanda olacak!

Devlet-i Ebed Müddet

Önümüzdeki 4,5 yılda kimlerle çalıştığınıza dikkat etmenizi, kendimce önemle tavsiye ederim.

Unutulmamalı ki; “Devlet-i Ebed Müddet” bâkidir. Yani, bekâ sorunumuz hiçbir zaman olmamıştır!

Türkistan’dan Türkiye’ye… Anadolu mucizesinin mimarı “Bekâ Billah” teşkilatı sağ olsun! Var olsun!

Devamını oku

Tasavvuf Kadraj

Gönlün, kader rolü?

Şüphesiz ki “hiçbir kayda” tabii değildir. Yani, bir insanın isteğine göre veyahut da bir başka fizik gücün zorunlu manyetik etkisine göre kader lerini değiştirmez.

Tarih:

on

Yazan:

Gönlün, kader rolü?
Onk. Dr. Haluk Nurbaki / Kader konusundaki sohbeti

Şimdi Cenab-ı Hakk takdirini verirken ister evrenlere, ister toplumlara, milletlere, isterse fertlere… Şüphesiz ki “hiçbir kayda” tabii değildir. Yani, bir insanın isteğine göre veyahut da bir başka fizik gücün zorunlu manyetik etkisine göre kader lerini değiştirmez.

Cenab-ı Hakk ne emrederse o olur.

Cenab-ı Hakk’ın “bir anlamda” gönlünden ne geçerse, ani süratle bu aynen mekanik bir kompüterden geçer gibi… Aynen “kader haline” gelir. Onun için Cenab-ı Hakk’ın kader inde (herhangi bir rol anlamak açısından söylemiyorum bu söylediklerimi çünkü hassas bir konudur ama) gönlün etkisi vardır.

İlahi kaderde… Yine “Gönlün etkisi vardır” deyince “Mademki kader yalnız murad-ı ilahidir, nasıl olur da gönül murad-ı ilahiyi etkiler?” gibi bir yanlış kanıya düşebilir insan. Aslında bu etkileşim yine ilahi santralin sırrındadır. Yani gönlün kader e sunacağı bir buket, bir çiçek yine kaderin içerisindeki ilahi muradın bir sırrıdır. Gönül bir şey sunduğu zaman; gönül ayrı, ilahi murad ayrı diye düşünmemek lazımdır. Bundan dolayı gönle, ilâhi murada sıcak, sevimli gelecek rüzgârlar estirmemiz bize ait bir keyfiyettir.

İşte biz, o sıcak rüzgârları estirebilirsek, gönlün içerisine gelen her türlü duygu bir nevi kaderleşmiş olur.

Nasıl kaderleşmiş olur? İlahi kompütere yine ilahi cereyanla olmuş olur. Yoksa bir insan ilâhi kompütere, ilahi murada müdahale etmek şöyle dursun, bir selam dahi gönderemez ama gönüldeki esintiler, gönüldeki düşünce ve duygular ilahi murada ılık bir sıcak pencereden bakarsa, o zaman bir nevi İlahi Murad, o gönüldeki beşeri serpintileri derhal kader haline getirir.

Ayet-i kerime… Kader?

Bunu bildiren ayet-i kerime aynen şöyle söylemektedir:

“Kim ki itâ eder, ittika ederse; kim ki Allah güzelliklerini doğrularsa, sezerse, anlarsa biz ona güzel bir kaderi müyesser kılarız. Kolay ve hoş olan bir şeyi müyesser kılarız.”

Kim ki, tersine… İşte, “İstina eder; Cenab-ı Hakka karşı Allah neymiş, kul neymiş kabilinden durur ve ilâhi güzellikleri görmezlikten gelirse O’na da çetin bir kaderi müyesser kılarız” buyuruyor, Allah âyet-i kerimede.


Bu yazı, sayfaya gömülü olarak yer alan DR. HALUK NURBAKİ videosunun transkripsiyon metnine ait bir redaksiyon çalışmasıdır. Kalemzen ekibi tarafından hazırlanarak, paylaşılan videoların tamamına “Dr. Haluk Nurbaki” youtube kanalında erişebilir; Abone olarak ve çalışmalarımızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.

Devamını oku

Toplum Kadraj

Kadın izin almak zorunda mı?

Kesinkes hiç kimsenin tartışmaya pencere bulamayacağı şekilde… kadın izin… “Kadınla erkek eşittir” demiş. Hatta “Kadının söylediğine itibar edin” diyor, ayeti kerime!

Tarih:

on

Yazan:

Kadın izin almak zorunda mı?
Dr. Haluk Nurbaki

3. maddemiz sizi ilgilendiriyor, çok önemli…Kadın – erkek eşitliğini getirmiş. Kesinkes hiç kimsenin tartışmaya pencere bulamayacağı şekilde, “Kadınla erkek eşittir” demiş. – Kadın izin almak zorunda değil!

Hatta o kadar eşittir demiş ki; Yüce Kitabımızda, zina bahsinde; erkeğin 3 defa yemin etmesi halinde, kadının da 3 defa yemin etmesi halinde ne yapacak hâkim? İkisi de… Birisi “oldu” diyor; birisi “olmadı”diyor? İkisi 3’er defa yemin ediyorlar. Hâkim nasıl karar verecek?

‘Kadının söylediğine itibar edin’ diyor, ayeti kerime!

Erkekle ters düşersen, ona [kadına] itibar edin diyor…Şimdi, İslam’a karşıt olmak, İslam’a düşman olmak hastalığını içinde taşıyanlar, İslamiyet’te verasetin, yani varis olma durumunun kadınlara daha az pay tanıdığını…Binaenaleyh, “Kadın – erkek eşitliğinin olmayacağını” söylemek isterler.

Ben, bir konferansımda anlatmıştım: kanuni hükümler sosyal hadiselerle paralel […?] Mesela; İngiltere’de kız evlatları şirket hisselerinden ve arazi paylarından miras alamazlar! Bunun sebebi, İngiltere’de miras açısından kadın – erkek farkı gözetildiği için değil; birçok devletler bunu etüt etmişler… Arazinin parçalanması, sermayenin ufalması büyük bir ekonomik mazerettir! İslamiyet’in de veraset açısından böyle bir farklılık göstermesi, tamamen arazi ufalmalarını ve sermaye parçalanmalarını engellemek içindir.



Rahat çalışmaları içindir.

Binaenaleyh, İslamiyet’in hukuk sisteminde olsun, ilim sisteminde olsun, eşitlik sisteminde olsun… Kadınla erkek arasında 1 mm’lik bir fark gözetmemiştir. Daha önemlisi, kadınlara getirdiği tesettür, kadınların rahatlığı içindir. Rahat çalışmaları içindir. Bir daire veyahut bir alışveriş merkezi, bir dükkan… Gerek kendisi alışveriş yaparken mümin mümine, gerekse dükkânın sahibi olarak; tesettürlü bulunması, onun farklı görünmesini engellemek içindir.

Et yığını gibi görmeyi engellemek…

Tesettür; onu dişi bir et yığını gibi görmeyi engellemek içindir. Tesettürün amacı rahat hareket etmeyi sağlamaktır! Çünkü Fahri Kainat Efendimiz çok açık bir biçimde kadınların ticaret yapabileceğini, uygulamada da çeşitli vazifelerde çalışabileceğini göstermiştir.

Kadın izin almak zorunda değil!

Ticaret yapmak için bir hanım, kocasından izin almak zorunda değildir, diyor Efendimizin hadisi.


Ben, bu hadisi anlatmak için bundan 20 sene evvel
TRT 1’de (o zaman yalnız TRT 1 vardı) bir program hazırladım. Tetkik heyeti… Kontrol heyeti benim konuşmamı reddetti
! Çünkü “Haluk Nurbaki konuşmasında İslam’daki kadın haklarının, medeni haklardan ileri olduğunu iddia ediyor…Bu konuşma şimdilik dursun, yayınlanmasın!” dedi.

Ama ben ne yapayım? Efendimiz diyor ki: “Bir kadın ticaret yapabilir…Ticaret yapabilmesi için kocasından izin alması gerekmez” diyor.


Bu yazı, sayfaya gömülü olarak yer alan DR. HALUK NURBAKİ videosunun transkripsiyon metnine ait bir redaksiyon çalışmasıdır. Kalemzen ekibi tarafından hazırlanarak, paylaşılan videoların tamamına “Dr. Haluk Nurbaki” youtube kanalında erişebilir; Abone olarak ve çalışmalarımızı paylaşarak bize destek verebilirsiniz.

Devamını oku

Popüler '30

Sizin için Öneriyoruz!

Eğitim videoları ve uzman cevaplarıyla

 

Kadraj Akademi youtube’da!


Abone Ol!