fbpx

Neyse ki; herkes için Kadraj Blog var!

Düğün koreografisinde çubuk kraker

Düğün koreografisinde çubuk kraker

Toplum Kadraj/Yaşam Kadraj

Bu evlenecek çiftler gerçekten bir âlem… Düğün koreografisi seçmek üzerine kavgaya tutuşuyorlarmış. Konunun hiç bir sanatsal yanı ve gereklilik tarafı yokken, eğitim almak istedikleri dans kursları da bu arkadaşların parasını söğüşlemekle meşgul. Oysa gerçek nedir? Gayet basit; görgüsüzce göstermek budalalığı… Olmayanı. Elbet bu görgüsüzlüğü bir kazıklayan olacak.

Orta direk bir düğün salonunda yapılacak eğlencede, ikram edilen pastanın kremasını çubuk krakeriyle sıyıran davetlilerin huzurunda “çakma” bir vals (çok iddialı) gösterisiyle ilgilenmeyecek olmalarıdır… Olsun, kamera kayıtta!

Düğün varoşluğu

Ne yazık ki, görgüsüz bir milletiz. Öyle görgüsüzüz ki görmemişliğimiz sırıtırken hâlâ “göstermek” hastalığına “olmasa da göstermek” çabasıyla tutulmuş vaziyetteyiz. “Varoş” kavramı, bu sebeple ürememiş mi? Hâlbuki bu kavram salt şekilde parayla ilgili değil… Yani maddi bir şeylere erişebilmek yeterli değil. Benim indimde ne yazık ki “kültürel” yönüyle hortluyor konu. Cebi üç kuruş para görüp, üç beş paçavra alabilmek belki yaşamsal varoşluğu gidermiş görünürken, bu üç kuruşluk paçavra kültürel bir fayda sağlamamaktadır… Yazık! Ulaşılabilecek insaniyet değerleri, değer olmaktan çıkmışken, “olmayanı” var göstermek parayla mümkün olamıyor işte! Panayır meydanlarında perişan haldeki bir ata binicilik yapmak ne kadar kültürel bir durumdur?

Ucuz taşlarla süslenmiş, cırtlak renklerdeki kumaşlarla dikilmiş padişah elbiseleriyle “İstanbul hatırası” fotoğrafı çektirmek ne kadar mühimdir… Komik! Hayatında, nerede vals yapmışsındır ki düğününde önemlidir? Çeyizinin kurdeleyle süslenmiş, tavana kadar dizili kolileri önündeki fotoğrafın ne kadar şıksa (!) o kadar çapın. Halinize bir bakın yahu!  

Mesele, düğünde vals gösterisi yapmak hevesinden çok ötede… Mide bulandırıcıdır. Cem Yılmaz’ın “Bizim televizyon daha renkli” deyip kırmızı tonun sonuna kadar açılması muhabbeti gibi acınası bir haldedir. “Canım düğün bir kere yapılacak…” He! O zaman ne manyaklık varsa yapın! Çevirir çevirir seyredersiniz komedyanızı.

Meselenin vahameti; boyu 150 cm hatunların dizüstü çizme giymek hevesiyle aynıdır… “Konu o çizmeyi giymek değil, estetiği bulmakla ilgili olsa gerek” diyorum sadece.

Kardeşim, her şeyin yerini bilerek yapın. Bir ayarınız, haddiniz, sınırınız olsun yahu! Kendiniz olun… Neyseniz öyle olun! Milli şahsiyeti yitirmenin başka tarifi olabilir mi?

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

 

"Toplum Kadraj" Kategorisinden en son...

Kadın izin almak zorunda mı?

Kadın izin almak zorunda mı?

Kesinkes hiç kimsenin tartışmaya pencere bulamayacağı şekilde... kadın izin... “Kadınla erkek eşittir”
Dünyanın Sonu Gelmişti

Dünyanın Sonu Gelmişti

Fahri Kainat Efendimizin ahir zaman peygamberi olarak büyük sırrı, bu noktada gizlidir.
YUKARI Çık