fbpx

Neyse ki; herkes için Kadraj Blog var!

Demokrasi diye yutturmak

Demokrasi diye yutturmak…

Siyasi Kadraj/Tarih Kadraj/Toplum Kadraj

İşte demokrasi! Vatandaşa tahammül edemez zihniyetin lagalugada şuhuda çıktığı noktaya buyurun bakalım… Her bir yanına, söylenecek o kadar söz var ki! “Demokratik rejim, Endüstri Devrimi’ni izleyerek, sermaye sınıfının toprak ağalarına ve ruhban sınıfına karşı mücadelesi ile ortaya çıkmaya başlamış…” diyerek başlayan Emre Kongar, ne yazık ki bilinçaltındaki saldırgan duygularını “yukarısı bıyık, aşağısı sakal… Dikkatli tüküreyim” derken ağzındaki baklayı ıslatamadığı yazısını değerlendirmek istedim. Alıntı – yorum yöntemiyle paylaşıyorum, buyurun efendim.

Şöyle devam etmiş yazarımız;

Sonra da asıl, toprak ağalarının ve ruhbanın kalıntıları ile sermayenin birlikte oluşturduğu egemenler koalisyonuna karşı, işçilerin hak arama savaşları ile kurulmuştur.”

“Savaş” kelimesini kullanmayı böyle entel – dantel söylemlerde kullanmaya bayılırlar… Buna diyecek bir şey yok gerçi… Ancak anlaşılması lazım gelen durum ise tam olarak şöyle; iktisadi politikalar, sol ya da sağ olsun tüm sosyal sınıflara ekonomik pastanın dağıtılma teorileridir. Bunların, savaşmak söylemi “doğal hakkı olarak gördükleri kısmı” almak ve bu doğal hakkın, gücü elinde tutan erk tarafınca da doğal kabul edilmesi gerekli olduğunu kabul ettirmek söylemidir.

Bizim Atatürkçü (?) ustaların, işin bu “sol” yanını “Atatürk devrimlerine” monte etmek kabiliyetleri ise tartışılmaz derecede mahirdir… Devrim kelimesi de aksente uyuyor nasılsa. Üstelik işi din üzerinden pazarlamak ise aslen bunlara aittir! Hemen dibine de vur “demokrasi” lafını tamam!

Devam…

“Atatürk Devrimleri dediğimiz reformlar, işte bu Din / Tarım toplumunu Kentsel / Endüstriyel bir topluma dönüştürmek için yapılan atılımlardır.”

Diyor ki; halk, halka rağmen yönetilmelidir.

“İsmet İnönü, Çağdaş Demokratik Cumhuriyet (?) yapısını yerleştirmek için, Çok Partili Düzen’e geçmiştir.”

Demokrasi yerleştirme işlevi

Demokrasi diye yutturmak
Demokrasiye hazır olmayan halk değil, bunların ta kendisiydi!

Kuyruklu yalan! Kaç yılda geçilmiştir? Farklı parti kurma girişimleri “Türkiye’nin hazır olmadığı gerekçesiyle” bertaraf edilmiştir, Milletvekilleri seçimsiz ortamda talimatla belirlenmiştir… Böyle bir süreçten sonra dönemin ABD baskıları sonucu (NATO’ya üye olmak gayesindeki) İnönü 19 Mayıs 1945’te çok partili düzene geçileceğini açıklamış…  Çağdaş Demokratik Cumhuriyet örneği olacak (?) 1946 seçim­lerinde açık oylama – gizli tasnif ile CHP yeniden iktidar olmuştur! Aslında, İnönü “mecburen” çok partili düzene geçmiş ve icat ettikleri demokrasi yöntemlerini kara bir leke olarak tarihimize sürmüştür. İşte! Bu demokrasi ve çağdaşlıktan bahsediyor Emre Kongar!

“Toplumda sermaye sınıfı ve işçi sınıfı yeterince gelişmemiş olduğu için, muhalefet görevini, yani Demokrasiyi yerleştirme işlevini, o sıradaki toprak reformu yasasına karşı çıkanların kurduğu Demokrat Parti’ye vermiştir…”

Yok! Aslında böyle olmadı… Çünkü Millet oy falan kullanamadı! Demokrasiye hazır olmayan halk değil, bunların ta kendisiydi! 1950 seçimlerinde olması gerektiği şekilde oylama yapıldı ve “halk” bunları yüzde 55 ile defetti! Hiçbir zaman “halkçı” olmadı bunlar! Bakın nasıl aşağılıyor! Nasıl kaçamak yazıyor? Demokrasi; kendi uhdelerinde, kendi kontrollerinde olmadığı zaman halkı gelişmemiş, cahil, gerici (dinci kastediliyor), aşağılık, pis kokan bir tabaka olarak betimliyorlar.

Halk için ne yapmadıklarını değil; halkın ne yapmadığından bahsediyor… Nasıl bir şey değil mi? Millet perişan… Aç – bitap, savaştan çıkmış. Hâlâ elinde avucunda ne var ne yok veriyor… Ama pis, kokuyor işte! Çünkü kolay olan bu… Kendilerinden başka hiç kimse önemli değil bunlar için. Bunlar halkın yerine konuşurlar! Çünkü onlar bilir en iyisini… Halkın değerleri, değersizdir.

“Demokratik Cumhuriyet yolundaki reformları durduran ve tersine çeviren bu “Karşıdevrimci atılım”, Din / Tarım toplumunun biatçı niteliklerinden kurtulamamış olan geniş kitlelere “Demokrasi” diye yutturulmuştur

Kurtarsaydınız kardeşim… Elinizi tutan mı vardı, o bollukta? “Demokrasi” söylemi aptal bir halk için olamaz herhalde?

“Cumhuriyet’in kuruluşuyla başlatılan devrimci atılım, 1961 Anayasası ile “Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” denilerek Sosyal Refah Devleti çizgisinde sürdürülmüş (nasıl yani?) ama bu sıçrama da, toplumun ekonomik / sınıfsal ve siyasal gelişmesi yeterince olgunlaşamadığı için (yine mi?)…”

Millet hem refah içinde hem gelişemiyor?

Darbeci… Daha doğrusu tepeden inmeci zihniyet, Paşayı oyla yine başa getiremeyince, olgunlaşamayan demokrasiye ayar vermek gerekti, demek istiyor.

“Sonuç olarak özetle Türkiye’de Demokrasi, aşağıdan gelen toplumsal / ekonomik ve siyasal taleplerle sağlam temeller üzerinde kurulamamıştır… “

Yani gayet açıkça diyor ki; “Bu iş halka kalırsa (demokratik olursa) böyle olur!” Tüm sebep: aşağı (halk) tabakasının cehaletidir.

“Çağdaşlaşma çizgisinde yukardan aşağı yapılan reformlarla, toplumun sınıfsal ve siyasal bilinci yeterince olgunlaşmadan kurulmaya çalışıldığı için de, sürekli olarak saldırıya ve kesintiye uğramaktadır.”

Manyaklık ne cürette, görüyor musunuz? Halkın tercihlerine “saldırı” diyor!

“Erdoğan / AKP iktidarı bu antidemokratik ‘karşıdevrimci’ çizginin günümüzdeki son atılımıdır.”

Konuyu da böyle bağlıyor… Sol (aslında iktisadi teoriler) bunların zihninde “halk” düşmanlığına yani başka bir şekle bürünüp, kendinden olmayan, çoğunluğun taleplerini önemsemeyen… Hatta aykırı olunabilecek her nefesin, yukarıdan inme bir giyotinle kesilmesi gerektiğine inanan zulüm odaklarına dönüşmüştür. İslam’la problemleri de işin içine karışınca içinden çıkılmaz bir hâl almış yaşam sancısıyla kıvranıyorlar. Kendi kendilerine bile zulm eder bunlar!

“Bu açıdan 24 Haziran seçimleri, sadece iktidarı değil, Türkiye’nin Demokratikleşme sürecinde eriştiği düzeyi de belirleyecektir.”

Demek istiyor ki; Erdoğan kazanacak…

Cahil halk işte! Ne bekliyorsunuz? Ama demokrasi ne halde… Daha doğrusu “kendi demokrasileri” ne âlemde? Öz eleştiri yapıyor ufaktan.

“Unutmayalım, her halk, layık olduğu rejimle yönetilir.”

Ee? Sorun ne o zaman? Sorun halk! Sorun “demokrasi” lafazanlıklarının da kendi içinde b*ka sarıyor olması!

“Onun için her zamankinden daha güçlü bir biçimde haykırıyoruz: DİREN DEMOKRASİ!

Nasıl sahte yüzler bunlar?

İnce pası da yakalayın arkadaşlar! Anlayabiliyor musunuz?

Bir darbe olaydı, demokrasi zuhur ederdi bu arkadaşlar için… Umutlandılar ama olmadı! Bunların demokrasi modelinde başka yol yok çünkü… Tepeden inecek! Demokrasi dillerine bu kadar dolanmışken “Sandık, Demokrasi için yeterli değildir” söylemiyle DİRENEREK kıvırmaya da kalkmıştı bunlar!

1 Comment

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

 

"Siyasi Kadraj" Kategorisinden en son...

Toplumsal inanç sorunu

Toplumsal inanç sorunu

Anadolu’ya, takke takunya arasında “Allahçılık” oynayan Emevi kökenli İslam yorumu adım adım
Bir Atatürk yok diye

Bir Atatürk yok diye

Şimdi amigo basınları Kılıçdaroğlu gitmeli, İnce gelmeli yaygarası koparıyor. Ayak takımına bile
YUKARI Çık