fbpx
Sosyal Hesaplarımız

Tarih Kadraj

BM’nin düz dünya haritası

Düz Dünya Teorisi etrafında ilginçlik yaratmaya çalışan zıpırların en büyük kanıtları (?) arasında BM’nin logosu kullanılıyor. Gelin, BM logosu neden düz dünya haritası ile benzeşiyor, bir bakalım?

Tarih:

on

BM'nin düz dünya haritası

Düz Dünya Teorisi etrafında ilginçlik yaratmaya çalışan zıpırların en büyük kanıtları (?) arasında BM’nin logosu kullanılıyor. Oysa salaklık başka bir boyutta… “Cahillik” mi deseydim acaba? Neyse. Ben, o konuya küçücük bir detay ekleyeceğim, müsaadenizle. Emin olun faydası olacak. Gelin, BM logosu neden düz dünya haritası ile benzeşiyor, bir bakalım?

BM'nin düz dünya haritası

BM logosunun gizemini akıl yürüterek çözdüğünü düşünen…

Popülarite umuduyla, bir sürahi dolusu su ile testler yapıp, düz dünya teorisini kanıtlamaya çalışan yerli malı bilim adamlarımızın (?) yanında, BM logosunun gizemini akıl yürüterek çözdüğünü düşünen üstün (?) zekâlı ABD vatandaşları, anladığımız kadarıyla diyor ki; “Eğer dünya düz olmasaydı, BM logosu bu şekilde, yatay bir daire olarak gösterilmezdi. Yandaki amblemden bahsediyorlar. Baştan söyledik, üstün (!) zekâlı.

Biz, cahilce hareket edip konuyu algılamaya falan çalışalım… Basitçe… Geri zekâlı seviyesinde… Milyarlarca insandan bekledikleri gibi!

Düz dünya teorisi bağlamında BM logosu

BM logusunun, “Düz dünya” ile ilgili olduğunu düşünebilmeye başlamak için öncelikle harita ve haritacılık meselesinin geçmişine dair bilgi sahibi olmak durumundayız. Yani, “Harita çizmek konusu, insanoğlunu bilinen tarihten bu yana nasıl meşgul etmiş?” buna bir bakalım.

Konuyla ilgili olarak İTÜ’nün sunucularında yer alan bir makalede şuna rastlıyoruz:

Haritacılık Dünya’nın en eski bilimlerinden biridir. İlk çağda yaşayan ve öncelikli amacı yaşamak için beslenmek olan insanlar avlanma ve beslenme bölgelerini, kendilerince ortak bir işaret dili ile kayalara oyarak günümüz modern kartografyasına dair harita işaretlerinin temellerini atmışlardır. İnsanların bu yol ile iletişimi sözlü iletişimden çok daha eskilere dayanmaktadır. Bugün bilinen en eski harita benzeri kalıntının tarihinin M.Ö. 6200 olarak belirlenmesi, buna karşın yazının tarihinin M.Ö. 3000 olarak kabul edilmesi bu tezi destekleyici karakterdedir. (kaynak)

Çatalhöyük Şehir Planı

M.Ö. 6200 yıllarından günümüze ulaşan Çatalhöyük Şehir Planı

Yani, M.Ö. 6200 yıllarından günümüze ulaşan, haritacılık tarihini 2400 yıl daha geriye götüren Çatalhöyük Şehir Planı ilgilinizi çekebilir. İslam Dünyası Haritacılığı, Hıristiyan Dünyası Haritacılığı derken gözlerinizi yuvasından çıkarak Piri Reis Haritaları… Nereye – nasıl bakacağınızı; mucizeyi nerede aramanız gerektiğini gösterecektir.

BM’nin düz dünya haritası

Gözlerinizi yuvasından çıkarak Piri Reis Haritaları

Haritacılıkta siyasi durum

Yakın tarihe geldiğinizde ise harita meselesinin nasıl siyasal etkiler altına girdiğiyle şaşıracaksınız. CIA (ABD Merkezi İstihbarat Ajansı) verilerinde belirtilen ülkelerin yüzölçümlerinin bildiğimiz (?) haritalar ile uyuşmuyor olması ilginç gelebilir… Mesela; Grönland’ın bugünkü haritalarda gösterildiğinden 6 kat daha küçük olduğu gerçeği; siyasi algı yönetimlerine maruz bırakıldığımız gerçeğiyle, düz dünya teorisine oranla “gayet net” başka düşüncelere dalmanıza sebep olacaktır. Emin olun düz dünya haritası umurunuzda bile olmaz; Rusya’da başka, Çin’de başka… Avrupa’da başka, ABD’de başka ölçekli haritalar var olduğunu görünce.

 

Merkator projeksiyonundan kaynaklı hatalar… Ya da zorunluluklar, diyelim.

Konu Merkator projeksiyonu uygulanmasından kaynaklanmaktadır… Mesele, boyutlandırma meselesi anlayacağınız.

Küresel dünyanın, ekvatoruna teğet olarak geçirilen bir silindir vasıtasıyla harita elde edilmesini sağlayan bir projeksiyondur. Merkator projeksiyonuna sahip olan haritalarda sadece ekvatora yakın olan bölgelerde doğru sonuçlar alınır. Kutuplara doğru gittikçe şekiller bozulur.

Anlaşılır şekli şöyle 3 boyutlu bir küreyi 2 boyutlu düzleme yansıtmaya çalışırsanız; ortadan basık, uçlardan şişik yansıtarak bir düzleme açabilirsiniz.  Kısacası zaten hiçbir haritada doğru ölçeği veremez…

Bazı karşılaştırmalar:

  • Grönland, Afrika kadar görünmesine rağmen Afrika 14 kat daha büyüktür. Yaklaşık Cezayir kadar…
  • Alaska, Brezilya kadar yer kaplamasına rağmen Brezilya 5 kat daha büyüktür.
  • Finlandiya Hindistan’dan değil, Hindistan Finlandiya’dan büyüktür.
  • Güney Amerika’dan büyük çizilen Avrupa, Güney Amerika’nın neredeyse yarısı kadardır.
  • İran’dan büyük çizilen Alaska, aslında hemen hemen aynı ölçümlerdedir. Aynı şekilde Türkiye’nin 2 katı büyüklüğünde olmasına rağmen nerdeyse 3 4 katı büyüklüğünde görünmektedir. (kaynak)

Siyasi madrabazlık markator projeksiyonunun suçu mu?

Vallahi uzun süre “Fatmagül’ün suçu ne?” araştırmasını yürüten toplum şuurumuz için ne kadar önemlidir, bilemiyorum ancak siyasi haritalardaki çarpıklıklar farklı bir üstünlük algısı yürütmek için gerçekleşiyor… Ee? Normal. Tüm dünyadaki şu “benimki daha büyük” meselesiyle aynı şey işte!

BM'nin düz dünya haritası

BM’nin, kimseye ait olmayan Kuzey Kutbunu logosunda merkeze alması doğabilecek bu sorunu çözmüştür.

BM logosundaki düz dünya haritası …

BM tüzüğüne baktığımız zaman hemen şunu göreceksiniz;

  1. Uluslararası barış ve güvenliği korumak…
  2. …dostça ilişkiler geliştirmek ve dünya barışını güçlendirmek…
  3. …İnsan haklarına ve temel özgürlüklerine saygı…

Böyle bir vizyona sahip örgütün haritası nasıl olabilir sizce? Logodaki 5 çizginin siyasal mesajını unutun, başka bir konu. Yani bildiğimiz haritaların hangisini ortalayarak küresel bir dünya algısı verebilirsiniz? Asya, Avrupa, Amerika… Nereyi ortalayacaksınız? Birleşmiş Milletler dediğiniz an her hangi bir kıtayı haritada ortalayacağı yer, çok ciddi siyasi sorunlar çıkarır. Doğal olarak, 24 Ekim 1945 tarihinde kurulan BM’nin, kimseye ait olmayan Kuzey Kutbunu logosunda merkeze alması doğabilecek bu sorunu çözmüştür.

Bilinçaltındaki düz dünya haritası gerçeğinin yansıması durumu değildir, anlayacağınız.

Devamını oku
Reklam Alanı Kızılay Web Banner 468X060
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Gezi Kadraj

İstanbul’un Anıt Ağaçları

“Eski İstanbullular” gibi zihnimizde ve imgelemimizde saygıdeğer, kültürlü, görmüş geçirmiş ihtiyarlar şeklinde beliren sözcükleri bu şehrin anıt ağaçlarıyla birleştirmek sanki doğru oldu.

Tarih:

on

Artık büyük ölçüde yitirilen İstanbul kültürünün ve coğrafi zenginliğin henüz var olduğu zamanlardan günümüze ulaşan nebati devlerin hikayesini Volkan Yalazay yazdı.

Yeşil Gazete’de yer alan İstanbul’un anıt ağaçları konulu söyleşide Volkan Yalazay:

“Eski İstanbullu Ağaçlar” Kitabın ismi böyle. Her ne kadar literatüre “Anıt Ağaç” olarak giren ağaçları anlatıyorsam da İstanbul söz konusu olduğunda işin içine “Eski İstanbullular” gibi zihnimizde ve imgelemimizde saygıdeğer, kültürlü, görmüş geçirmiş ihtiyarlar şeklinde beliren sözcükleri bu şehrin anıt ağaçlarıyla birleştirmek sanki doğru oldu. Onlar, yani İstanbul’un anıt ağaçları artık büyük ölçüde yitirdiğimiz bir İstanbul kültürünün ve coğrafi zenginliğinin henüz var olduğu zamanlardan günümüze ulaşan nebati devler.

Detayına değindi.

Söyleşinin tamamı burada

Devamını oku

Tarih

Hemşirelik Tarihi: Anadolu’nun Beyaz Melekleri

Hemşirelik 19 yüzyılda ortaya çıkan bir meslektir. Bazı meslek adları vardır ki, boşuna seçilmemiştir… Hemşirelik de bunların en önemlilerindendir…. Reşitpaşa Gemi Hastanesi’nin baş hasta bakıcısı Safiye Hüseyin Elbi’dir

Tarih:

on

Yazan:

Hemşirelik Tarihi: Anadolu’nun Beyaz Melekleri

Hemşirelik 19 yüzyılda ortaya çıkan bir meslektir. Bazı meslek adları vardır ki, boşuna seçilmemiştir… Hemşirelik de bunların en önemlilerindendir. Hemşireliğin Almanca, İngilizce ve Türkçe’de ortak anlamı “kız kardeş” demektir. Ülkemizde de sağlık dünyasının ilk kız kardeşleri Trablusgarp ve Balkan Savaşları’ndan sonra ortaya çıkar.

Bütün Emperyalist Güçler kapıya dayanmış ve Osmanlı yedi düvele karşı savaşa hazırlanıyordu. Savaş demek; ölüm, yaralanma ve tıbbi bakım demekti…

Osmanlı’da sivil sağlık kuruluşlarının ortaya çıkışı 19 Yüzyıl’ın son çeyreğinin eseri. Daha evvel genellikle Askeri Hastaneler var… Dolayısıyla 19 yüzyılın son çeyreğinde sivil hastanelerin yapılmaya başlandığını görüyoruz ki, bu konuda, dönemin padişahı Abdülhamid’in de önemli bir yeri vardır, bu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması konusunda. İki tane tıp okulu var; bir tanesi Askeri Tıp Okulu (Askeri Tıbbiye) ki orduya hekim yetiştiriyor ve eczacı yetiştiriyor. Bir de Sivil Tıbbiye var (Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye)… Buradan da sivil hekim ve sivil eczacı çıkıyor. Genel olarak Osmanlı Devleti’ne baktığımız zaman (yani büyüklüğüne baktığımız zaman) buradan çıkan hekimlerin gerek askeri gerek sivil hekimlerin sayıca çok yetersiz olduğu görülüyor. Sadece hekimlerle olacak bir iş değil; bunun yanında çeşitli sağlık hizmetlerinin de verilmesi gerekiyor…

Prof. Dr. Emre Dölen

Çanakkale Savaşı ile ilgili beni en en çok en çok etkileyen daha önce çok bilmediğim, siperlerdeki koşullardı. Siperlerdeki koşullar ve askerlerin mücadele ettiği yokluk, hastalık salgınlar, sinekler, sıcak… Beni en çok koşullar etkilemişti…

Tolga Örnek (Gelibolu Belgeseli Yönetmeni)

Çanakkale Savaşında Gemi Hastaneler yapılıyor. Bunlardan en önemlilerinden biri de Reşitpaşa Gemi Hastanesi. Reşitpaşa Gemi Hastanesi’nin baş hasta bakıcısı Safiye Hüseyin Elbi’dir.Çok büyük yararlılıklar gösteriyor…

Prof. Dr. Recep Akdur

Hemşirelik tarihimize dair Hdvideo Produksiyon youtube kanalından hemşirelik belgeseli. Akademik düzeyde hazırlanmış olan bu belgeseli full hd izleyebilirsiniz.

Devamını oku

# Editör Seçimi

“Devlet-i Ebed Müddet” Bekâ sorunumuz yoktur, hamdolsun!

Bekâ sorunu lafazanlığı yanında AKP’ye kaybettiren, şahsiyetsizliğin kafasıdır! Kafasızlık mı deseydik? Devlet-i ebed müddet unutulmasın! Recep Tayyip Erdoğan…

Tarih:

on

“Devlet-i Ebed Müddet” Bekâ sorunumuz yoktur, hamdolsun!

Bekâ sorunu lafazanlığı yanında, AKP’ye kaybettiren “31 Mart’ta benim adayım… Benim için 81 ilde… 922 ilçede… 386 beldede… Belediye başkan adayı… RECEP TAYYİP ERDOĞAN’dır” sosyal medya spotundaki şahsiyetsizliğin kafasıdır! Kafasızlık mı deseydik? Devlet-i ebed müddet unutulmasın!


Şimdi bu spota ithafen şunu mu söyleyeceğiz: “Bu seçimin kaybedeni ‘sadece’ Recep Tayyip Erdoğan’dır!”


Size yazıklar olsun!

Bakın, Erdoğan’nın SIRTINA NASIL ÇIKIYORLAR… Sonra da NASIL PİŞKİNCE SORUMLULUK ALMAMIŞ OLUYORLAR, görüyorsunuz.

“Anlatmaya gerek yok” diyorum bazen de…

Peki, neden?

Ama benim de bugüne kadar, anlamaya çalıştığım konu: Peki, Erdoğan bu patırtıya NEDEN MÜSAADE EDİYOR?

Tek adamlık

Evet! Bu sebeple, ders alması gereken sadece Erdoğan’dır! Çünkü bu şahsiyetsizliğe ve sürdürülmesine müsaade etmektedir!

“Tek adamlık” eleştirisinin nereden çıktığını anlayabiliyorsunuz sanırım.

Bu spot bana gayet net izah etmektedir.

Sonra ne mi oluyor?

Böyle bir “tek adamın” girdiği seçimde ellerini ovuşturan, kim olduğu belirsiz “binlerce adam” olduğunu düşünüyor insan.

Sen oy verir misin?

Göbeğini kaşımakla itham edilse de edilmese de bir yere kadar dedi millet! O yer 31 Mart’mış! Ayaklanma gibi… Şahısların “garantisi” gibi görülmekten, “rantçılıktan” usanmış gibi!

Artık anlayana.

Şimdi ne oldu? Şöyle: Erdoğan, en fazla oyu alarak yine kazandı. Ama Ak parti kaybetti… Kesin. Net!

Evet! Erdoğan’da aynen bu şekilde açıklamasına yön verdi! Vermesi gerekti…

Erdoğan olmasa AKP birden mi çöker, yoksa yavaş yavaş mı?” sorumun cevabı da gelmiş oldu.

Anında yok olur!

Şimdi: Bekâ sorunu mu?

Millet Ak Parti’yi silecek, bu belli.

Ama… Selçuklu’ya varıp… Ertuğrul Gazi’yle gazalara çıkıp… Mehter marşlarıyla Osmanlı’yla… Oradan “Ya Allah Bismillah” cihan fethetmeye… Çanakkale’ye… İstiklal muharebesine…

Bunlar bizim damarımızdaki “ne olduğunu gayet iyi bildiğimiz” gücümüzken…

Ver gazı denilecek, propaganda malzemesi değil! Bu anlaşılmış oldu.

Galiba Erol Olçok bu işi iyi biliyordu, Sayın Erdoğan… “Adımda Ali var!” diyerek olacak işler değil yani. “Ali” yürekte olacak… Ahlakta olacak, imanda olacak!

Devlet-i Ebed Müddet

Önümüzdeki 4,5 yılda kimlerle çalıştığınıza dikkat etmenizi, kendimce önemle tavsiye ederim.

Unutulmamalı ki; “Devlet-i Ebed Müddet” bâkidir. Yani, bekâ sorunumuz hiçbir zaman olmamıştır!

Türkistan’dan Türkiye’ye… Anadolu mucizesinin mimarı “Bekâ Billah” teşkilatı sağ olsun! Var olsun!

Devamını oku

Popüler '30