fbpx
Sosyal Hesaplarımız

Toplum Kadraj

Ayrımcılık ekseninde sosyal politika

Bizim yalın ayaklar medeniyet menşei sandıkları bu “batı” kafasının ayrımcılık meselesini, 1980 sonrası “kavramsal olarak” yeni kavradığını anlarsa; ezcümle: “Medine Beyannamesinin (vesikasının)” önemi o zaman anlaşılabilmiş olur, ülkemizde!

Tarih:

on

Ayrımcılık ekseninde sosyal politika

Ayrımcılık, zannedildiği gibi basit şekilde algılanabilseydi; genel kabul gören bir tanımlaması olurdu. Genel tanımlaması olmadığı gibi medeni “zannedilen” Avrupa menşeindeki insan hakları bağlamında ayrımcılık, henüz 1990’lı yıllardan itibaren temel sosyal politika konularından biri haline gelmiştir. Anlayacağınız, dillere pelesenk olan “özgürlük” kavramınız bir reklam propagandasıdır… Daha batıya doğru uzansak, bu “ayırımcılık” ABD’de ise sınıf altı kavramı ile ilgilidir…

Bizim yalın ayaklar medeniyet menşei sandıkları bu “batı” kafasının ayrımcılık meselesini, 1980 sonrası “kavramsal olarak” yeni kavradığını anlarsa; ezcümle: “Medine Beyannamesinin (vesikasının)” önemi o zaman anlaşılabilmiş olur, ülkemizde!

Eleştirebilme yeteneğimiz “edinilmiş bilgi” sayesinde ya… Uçurumun eşiği de aslında tam bu nokta! Ülkemizdeki bilgi edinme kaynaklarının muhteşem reklam propagandası sayesinde, sosyodemografik haklar kavramı üzerinde yürüyen siyaset lakırdısıyla donatılmış “kulaktan dolma” sofrasına oturunca, “acı patlıcanı kırağı çalmaz” deyiveriyor insan! Hadi anam hadi! Sen sağ… Ben, bana. Falanca da sola gitsin.

Ayrımcılık olgusunun adalet karşısında…

Medine Vesikasının ülke halkının talep ve görüşlerine uygun olarak hazırlanan yasaların ne denli önem arz ettiğine ilişkin söylemler bağlamında çok önemli bir noktada olduğunu belirtmek gerekmektedir. Bu sebeple başvuru listesinde yer alan kaynağın tarafınızca okunmasını öneriyorum.

Medine vesikası, gerek kullanılan dil, kelimelerin ve tabirlerin anlamları, gerekse ifade ettiği hukuki formasyon bakımından tarihi ve büyük bir hukuk belgesidir. Bu belge, kamu hukuku alanında yalnız teoride kalmamış, aynı zamanda pratize edilmiş bir hukuk metnidir.[1]

Günümüz Müslümanlarınca da çok iyi anlaşılması gereken bir vesikadır. Özgürlüğün… Tehditlerin karşılanması, sorumluluklar ve dahası gibi, bir topluluk üzerindeki yaşamsal yükümlülüklerin paylaşımın nasıl uygulandığına açık bir metindir. Hatta Müslüman olmasa dahi insaniyet ekseninde herkesçe, sadece “hukuki açıdan” bile olsa takdir ederek hakkının verilmesi gereken bir antlaşmadır.

Ayrımcılık olgusunun adalet karşısında ezildiğini bu metinde görebilirsiniz. Kendi çocuğunuzu dahi kayıramazsınız, Medine Beyannamesine tabiiyseniz.

MD.13- Kuralları uygulamada titiz davranan bütün mü’minler, aralarındaki saldırgan, haksız bir fiilin eylem hazırlığı içinde olan, bir cürüm, bir düşmanlık peşinde koşan veya mü’minler arasında bozgunculuk çıkaran… Kişinin üzerine gideceklerdir. Bu kişi, içlerinden birisinin biricik çocuğu da olsa hepsinin eli onun aleyhinde kalkacaktır.

Millet olma kaidesi en başta bellidir:

MD.2- Bu vesikayı deklâre edenler, diğer insanlardan ayrı bir Ümmet (topluluk) teşkil ederler.

Özgürlük ve adaletin dinamikleri ortadadır:

MD.16- Yahudilerden bize tabi olanlar, zulme uğramaksızın ve aleyhlerine bir mücadele kampanyası başlatılmaksızın yardım ve desteğimize hak kazanırlar.

MD.37- B) Hiç bir kimse müttefikine karşı bir suç işleyemez. Zulme maruz kalana tam destek ve yardım verilecektir.

MD.40- Himaye altındaki kişi, kimseye zarar vermedikçe ve suç işlemedikçe kendisini himaye edenin haklarına sahiptir, O’nun gibidir.

MD.45- A) Yahudiler, Müslümanlar tarafından yapılacak bir barış andlaşmasına veya yapılan bir andlaşmaya katılmaya çağrıldıklarında, o andlaşmayı yapacaklar veya yapılan andlaşmaya katılacaklardır. Şayet O’nlar benzeri bir andlaşma yapmaya veya yaptıkları andlaşmaya çağıracak olurlarsa, müslümanlardan aynı mukabeleyi görme hakkına sahiptirler.

Sosyal yükümlülük açıktır…

MD.12- A) Mü’minler, aralarındaki ağır malî yükümlülük altında bulunan hiç kimseyi, çaresiz bırakmazlar…

Gibi… gibi… gibi. Şimdi her kim; Türk, Kürt, Laz, Çerkes, Yahudi, Hristiyan… Lakırdısı yapıyorsa, insaniyet ekseninde buyursun insanlık anayasasının nasıl olması gerektiğini okusun!


Başvuru
[1] Mustafa KELEBEK, http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/288.pdf

Reklam Alanı Kızılay Web Banner 468X060
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Toplum Kadraj

Facebook değişikliğe gidiyor

yanlış bilgiler içeren haber, görsel ve videolarla mücadele etmek için atılan pek çok yeni adımı ve değişiklikleri duyurduğu yaklaşık 2 bin kelimelik bir metni Poynter ile paylaştı.

Tarih:

on

Teyit.org’da yer alan bilgilendirmeye göre:

Facebook yılın ikinci çeyreğine, platformun yanlış bilgilendirme ile mücadele yöntemlerine ilişkin değişiklikleri duyurarak başlıyor.

Facebook, 10 Nisan 2019 Çarşamba günü platformda yayılan yanlış bilgiler içeren haber, görsel ve videolarla mücadele etmek için atılan pek çok yeni adımı ve değişiklikleri duyurduğu yaklaşık 2 bin kelimelik bir metni Poynter ile paylaştı.

Haberde, uygulanacak ana değişiklikler şu şekilde maddelendi:

  • Facebook yanlış bilginin sıkça yayıldığı gruplara erişimi azaltıyor.
  • Kullanıcıların en çok hangi haber kaynaklarına güvendiklerini belirlemede, kitle kaynak kullanımının nasıl faydalı olabileceğini araştırıyor.
  • Şirket, kullanıcıları gördükleri içerik hakkında bilgilendirmek amacıyla Messenger’a, gruplara ve Haber Kaynağı’na yeni göstergeler ekliyor.

Detaylar burada: Facebook yanlış bilgi karşıtı politikalarında değişikliğe gidiyor

Devamını oku

Ekonomi Kadraj

Zorunlu olacak “tamamlayıcı” emeklilik ve kıdem tazminatı detayları

Kazançlarına göre azdan az, çoktan çok belirleneceği zorunlu bir bireysel emeklilik sistemini yani tamamlayıcı emeklilik sistemini yeniden ele alacağız.

Tarih:

on

Hürriyet’te yer alan habere göre, zorunlu kapsamda uygulamaya konulacak olan tamamlayıcı BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) hakkında Bakan Albayrak:

“Vatandaşlarımızın kazançlarına göre azdan az, çoktan çok belirleneceği zorunlu bir bireysel emeklilik sistemini yani tamamlayıcı emeklilik sistemini yeniden ele alacağız. Bu sistemle birlikte kıdem tazminatı reformunu da hayata geçireceğiz. İş verenden yapılacak kesintiler BES ile entegre kıdem tazminatı fonunda toplanacak”

dedi.

Detaylar: İşte tüm yönleriyle tamamlayıcı emeklilik ve kıdem tazminatı fonu

Devamını oku

# Editör Seçimi

Kıraç, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı!

“Türkçemiz İngilizce’den çok daha kaliteli bir dildir. Matematik olarak mükemmel bir dildir” diyen Kıraç, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı.

Tarih:

on

Kıraç, Oktay Sinanoğlu'nu hatırlattı!

İngilizce eğitime son verilmesi ve Türkiye’nin Amerikan hegemonyasından kurtulması gerektiğini söyleyerek, Atatürk’ü örnek gösterdi.  “Amerika’yla savaşıyoruz vatan cephesindeyim” diyen Kıraç, Aydınlık Gazetesi’ndeki röportajında, gerçeklik payı ne yazık ki çok yüksek, tartışma yaratacak detaylara değindi. Bu söylemleriyle “Oktay Sinanoğlu” anımsandı.

Türkçe giderse Türk de gider. Ben burada şovenizm yapmıyoum. Şuan da şirketlerde Türkçe konuşulmuyor. Unutmamak için günlük hayatta da İngilizce konuşuyorlar.

Aydıklık’da yer alan habere göre Kıraç şöyle davam etti:

Türkçe’yi hayatlarından çıkarıyorlar. Bir de Orhan Pamuk gibileri çıktı. İngilizce kitap yazıp onu Türkçe’ye çeviriyorlar. Bu da utanç verici. Türkçemiz İngilizce’den çok daha kaliteli bir dildir. Matematik olarak mükemmel bir dildir.

Kıraç’ın ifadeleri, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı. 

Kıraç röportajıyla Türkçe konusunda önemli detayları Türkiye gündemine taşıyan Oktay Sinanoğlu anımsandı.

Haberin detayları burada: Ünlü müzisyen Kıraç Aydınlık’a konuştu: Amerika’yla savaşıyoruz vatan cephesindeyim


Kıraç’ın ifadeleri, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı.

Oktay Sinanoğlu kimdir?

Türk kimyager, moleküler biyofizikçi ve biyokimyager…

Türkiye’de akademik çalışmalarıyla olduğu kadar, Türkçe ile ilgili politik görüşleriyle de tanınmaktadır.

Babası Nüzhet Haşim Sinanoğlu’nun başkonsolos olarak görev yaptığı İtalya’nın Bari şehrinde doğdu. II. Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından 1939’da ailesiyle Türkiye’ye döndü.

Oktay Sinanoğlu, 1953 yılında TED Ankara Yenişehir Lisesi’nden birincilikle mezun oldu. 1953 yılında okul bursu ile ABD’ye gitti. 1956’da Amerika Birleşik Devletleri’nde, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden kimya mühendisi olarak mezun oldu. 1957’de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamladı. Aynı yıl “Sloan Ödülü”nü kazandı.

20. Yüzyılda “En genç profesör”

20. yüzyılda Yale Üniversitesi’nde “tam profesörlük” unvanını en genç yaşta kazanan öğretim üyesi olduğu açıklandı. İlerleyen zamanlarda, son yüzyılda tam profesörlük unvanını alan en genç ikinci öğretim üyesi olduğu ortaya çıktı. Yale Üniversitesi’nin son 300 yıllık tarihinde tam profesörlük unvanını alan üçüncü en genç öğretim üyesi olduğuna inanılmaktadır.

Kaynak: Wikipedia

Devamını oku

Popüler '30

Sizin için Öneriyoruz!

Eğitim videoları ve uzman cevaplarıyla

 

Kadraj Akademi youtube’da!


Abone Ol!