fbpx
Sosyal Hesaplarımız

Tarih:

on

“Bilinç nedir?”, “Bilinçdışı nedir?”, “Bilinçaltı nedir?” … Bunlar hep soyut kavramlar olarak geçiyor. Örneğin “bilinç” dediğim zaman, herkes kendine göre farklı bir açılımda bulunabiliyor. Tabii ki bunun birçok psikoloji ekolünde yeri var, açılımı var. Birçok açalım da birçok anlatım da ders anlatımı şeklinde geçiyor. Bununla beraber bilinç dediğimiz şey, aslında şu anda fark ettiğim şey!

Yani, “Ben şu anda ‘tam olarak’ ne yapıyorum?”, “Neyi fark ediyorum?” dediğimde; tam da “şimdiye”, tam da “şu ana” geliyorum ve böylece bilinçli halimde oluyorum.

Bu ne demek?

Örneğin: “6 kere 8, 48” diye sorduğunuzda “48” şimdiye kadar neredeydi? Bilinçdışınızdaydı. Yani bilincinizin dışındaydı. Fark ettiğiniz bir alana, yani onu bilincinize aktardınız. Böylece bana “48” dediniz! Ya da “Şimdi tam olarak ne yapıyorsun?” diye sorduğumda bana bakarken kendinizi görmüyordunuz… “…Ne yapıyorsun?” diye sorduğumda kendinizi fark etmeye başladınız. Yani “bilinçli halinize geldiniz.”

Anlatmak istediğim şey şu: bilinçli haliniz, sizin tam da şimdi, tam da “şu anda” fark ettiğiniz “anların toplamı” oluyor.

Bilinçaltını anlatmadan önce…

“Bilinçaltı alan ne?” diyecek olursak… Bilinçaltını anlatmadan önce aslında biraz da bilinçdışından bahsetmek istiyorum. Çünkü bu, işte çeviri kitaplardan Türkçe’ye yansıtılan “unconscious” denen şey. Yani bilincin dışındaki alan… unconscious. Bilinç: “consciousness”, unconscious: “bilincin dışındaki alan”. Peki, subconscious… Yani bilinçaltı nerede?

O yüzden önce bilinçdışından bahsetmek istiyorum ki; bilinçdışı, bizim varoluşumuzun oldukça geniş bir alanı.

Bu bilinçdışı alan “sizin bilincinizde” dediğim, “bilincinde fark ettiğin alan” dediğimin geri kalan bütün kısmı. Bu, görsellerde – anlatımlarda yer alan “buzdağının görünmeyen kısmı”… Bilinçdışını anlatıyor.

Bilinçdışı nedir

Ayşe Burcu Eren / “Bilinçdışı nedir, bilinçaltı nerede?” konulu videosu

Evet, bilinçdışı, bilincimizin dışında olan bütün varoluş alanımız. Bizim ruhsal boyutumuz, bizim bilinçaltı alanımız.

Hepsi bilinçdışında!

Bizim duygularımız, anılarımız, travmalarımız; bizim sanat algımız, bizim öğrenme bölümümüz, bizim evvel – ezel gelen tüm genetik kodlarımız, DNA kayıtlarımız, RNA kayıtlarımız… Hepsi bilinçdışında.

Bilinçdışı aynı zamanda bizim beynimizin “sağ” lobu.

Peki, bilinç neresiydi? “Sol.” O zaman bilince “Sol beyin” diyecek olursak, bilinçdışına da “sağ beyin” diyebiliriz.

Bilinç sol beyin olarak ne yapar?

Analitik zihindir; mantık kurar, değil mi? Hesaplamalar yapar, “veri – sonuç” işler. Peki, sağ beyin?

Sağ beyin ise tam anlamıyla ne yapıyor?

Kurguluyor, duyguları kaydediyor, anları kaydediyor, travmaları kaydediyor… Bütün öğrenilmişleri kaydediyor ve tüm anlamıyla hard disk, yani “Yaratıcı zihin” diyoruz.

Peki, o zaman bilinçdışında bu şekilde anlatacak olursak…

Bilinçaltı nerede?

Nerede bu “subconscious” alan? Bilinçaltı duygular, bastırılmış duygular nerede? Tam da bilinçdışının içindeki duygular bölümünde! Yani, kümeler gibi düşünecek olursak bilinç – bilinç dışı… Bilinç tamamen bilinçdışının dışında, bilinçaltı da bilinçdışının içinde… Değil mi? Hepsini kapsıyor.

Baktığınız zaman varoluşumuzun “%20’lik alan” bilinçli alan ve geri kalan %98’lik alansa, sizin bilinçdışınız.

Bilinçaltı nasıl çalışır?


Ayşe Burcu Eren / “Bilinçaltı nasıl çalışır?” konulu videosu

Evet! Şimdi bilinçaltından kastımız, bilinçdışını anlatırken aslında bilinçaltından da biraz bahsetmiştik. Sadece biraz daha açmak istiyorum.

Bilinçaltı alan, bilinçdışının içindeki, bilinçaltına gelen tüm duyguların bastırılmış halidir, aslında.

Çöplük alan…

Psikolojide buna “çöplük alan” deriz. Farklı dillerde “hastalıklı alan” diye de geçebilir. Bastırılmış duyguların olduğu ve duyguların (travmatik duyguların özellikle) zaman içerisindeki evrilmiş halleridir.

Örneğin; 5 yaşında bir minik travma yaşarsınız… Nasıl örnek verebilirim; mesela salıncakta sallanıyorsunuz ve dışarıdan bir köpek koşarak geliyor. Anneniz de köpekten korktu ve kaçtı. O sırada da bir araba çarptı ama -hani- çok ciddi bir şey olmadı.

Şimdi, siz bunu o anda, 5 yaşında bir çocuk olduğunuz için (yetişkin bile olsanız biliyorsunuz ki o anda bir şok yaşayacaksınızdır) çok ciddi bir travmadır bu… Ve kala kaldınız. Bu duygu ile baş edemediniz, baş edemediğiniz için ne oldu? Bunu aldınız ve aşağıya, yani bilinçaltına bastırdınız.

Bastırılmış bir duygu olarak evrilmeye başlar…

Şimdi bastırılmış bir duygu olarak bu, zaman içerisinde evrilmeye başlar. “Evrilmek ne demek?” Kişi, onu anlamlandıramadığı bütün hayatlar boyunca, bütün yaşamlar boyunca 0-3, 3-6, 6-9, 9-12… Tüm yaşlar boyunca ne oldu o? Sürekli üstüne duygular geldi; geldi, geldi, geldi… Artık aşağıda evrilmeye başladı. Ve siz bir gün, annenize şöyle söylediniz:

“Anne hatırlıyor musun? Ben çok küçüktüm… Köpek seni ısırdı, sen de köpek seni ısırdığı için kaçtın, araba da sana çarptı.”

Şimdi orada bir köpek ısırması yok, biliyorsunuz. Oysa ki sizin bilinçaltınız bunu evirdi… – O yüzden de “çöplük alanı” deriz. – Ve anneniz size der ki; “Yoo..Aslında öyle olmamıştı. Köpek geliyordu, ben de ondan birazcık korktum, araba da bana hafifçe dokundu.” Şimdi o yüzden, bu bilinçaltı alanda travmalar şekil değiştirebiliyor.

Sonra değişik rahatsızlıklarla baş edemiyorsa kişi, örnek veriyorum, bu çok ciddi travmalar olabiliyor; ölüm, tecavüz, taciz, vesaire… Gibi. Kişinin kendisi ile baş edemediği sorunlarda bilinçaltı farklı şekillerde bunu bastırabiliyor ve ileride hastalığa sebebiyet verebiliyor.

Bu hastalıklar neler oluyor? Şizoidler, nevrotikler, psikozlar… değil mi?

Kişisel gelişim alanları “hiçbirini” kapsamıyor!

Birçok hastalık şekillendirebiliyor kişi. Bütün bunlar beyin kimyası ile ilgili ve bilgili olmak dahilinde, yine aynı şekilde travmaların şekil değiştirmiş hali de oluyor.

O zaman, tam olarak toparlayacak olursak şöyle söyleyebiliriz: bilinçaltı, bilinçdışının içinde ve bununla birlikte “kesinlikle ve kesinlikle” hastalıklı alan! Kişisel gelişim alanlarının “hiçbirini” kapsamıyor!

Tabii ki; “Psikologlar ve psikiyatrlar” bu alanla ilgileniyorlar. O yüzden, biraz sonra anlatacağım “kişisel gelişimde kimler nasıl çalışıyorlar, hangi alanlara kadar girebiliyorlar?” dediklerinde, orada bilinçaltına bir şekilde dokunmaması gerekiyor!


Bu yazı, sayfaya gömülü medya dosyasına ait transkripsiyon metninin bir redaksiyon çalışması olup, Kadraj Akademi tarafından yazar profili oluşturularak yayınlanmıştır. .

Devamını oku
Reklam Alanı Kızılay Web Banner 468X060
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

# Editör Seçimi

Kıraç, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı!

“Türkçemiz İngilizce’den çok daha kaliteli bir dildir. Matematik olarak mükemmel bir dildir” diyen Kıraç, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı.

Tarih:

on

Kıraç, Oktay Sinanoğlu'nu hatırlattı!

İngilizce eğitime son verilmesi ve Türkiye’nin Amerikan hegemonyasından kurtulması gerektiğini söyleyerek, Atatürk’ü örnek gösterdi.  “Amerika’yla savaşıyoruz vatan cephesindeyim” diyen Kıraç, Aydınlık Gazetesi’ndeki röportajında, gerçeklik payı ne yazık ki çok yüksek, tartışma yaratacak detaylara değindi. Bu söylemleriyle “Oktay Sinanoğlu” anımsandı.

Türkçe giderse Türk de gider. Ben burada şovenizm yapmıyoum. Şuan da şirketlerde Türkçe konuşulmuyor. Unutmamak için günlük hayatta da İngilizce konuşuyorlar.

Aydıklık’da yer alan habere göre Kıraç şöyle davam etti:

Türkçe’yi hayatlarından çıkarıyorlar. Bir de Orhan Pamuk gibileri çıktı. İngilizce kitap yazıp onu Türkçe’ye çeviriyorlar. Bu da utanç verici. Türkçemiz İngilizce’den çok daha kaliteli bir dildir. Matematik olarak mükemmel bir dildir.

Kıraç’ın ifadeleri, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı. 

Kıraç röportajıyla Türkçe konusunda önemli detayları Türkiye gündemine taşıyan Oktay Sinanoğlu anımsandı.

Haberin detayları burada: Ünlü müzisyen Kıraç Aydınlık’a konuştu: Amerika’yla savaşıyoruz vatan cephesindeyim


Kıraç’ın ifadeleri, Oktay Sinanoğlu’nu hatırlattı.

Oktay Sinanoğlu kimdir?

Türk kimyager, moleküler biyofizikçi ve biyokimyager…

Türkiye’de akademik çalışmalarıyla olduğu kadar, Türkçe ile ilgili politik görüşleriyle de tanınmaktadır.

Babası Nüzhet Haşim Sinanoğlu’nun başkonsolos olarak görev yaptığı İtalya’nın Bari şehrinde doğdu. II. Dünya Savaşı’nın başlamasının ardından 1939’da ailesiyle Türkiye’ye döndü.

Oktay Sinanoğlu, 1953 yılında TED Ankara Yenişehir Lisesi’nden birincilikle mezun oldu. 1953 yılında okul bursu ile ABD’ye gitti. 1956’da Amerika Birleşik Devletleri’nde, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nden kimya mühendisi olarak mezun oldu. 1957’de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde yüksek lisansını tamamladı. Aynı yıl “Sloan Ödülü”nü kazandı.

20. Yüzyılda “En genç profesör”

20. yüzyılda Yale Üniversitesi’nde “tam profesörlük” unvanını en genç yaşta kazanan öğretim üyesi olduğu açıklandı. İlerleyen zamanlarda, son yüzyılda tam profesörlük unvanını alan en genç ikinci öğretim üyesi olduğu ortaya çıktı. Yale Üniversitesi’nin son 300 yıllık tarihinde tam profesörlük unvanını alan üçüncü en genç öğretim üyesi olduğuna inanılmaktadır.

Kaynak: Wikipedia

Devamını oku

# Editör Seçimi

YSK’dan ilginç Diyarbakır Bağlar kararı!

2019 yerel seçimlerinde %70,34 oy alan Zeyyat Ceylan‘ın KHK ile ihraç edilmesi sebebiyle, mazbatanın %25,46 oy alan Ak Parti adayı Hüseyin Beyoğlu‘na verilmesine karar verdi.

Tarih:

on

YSK'dan ilginç Diyarbakır Bağlar kararı!

2019 yerel seçimlerinde %70,34 oy alan Zeyyat Ceylan‘ın KHK ile ihraç edilmesi sebebiyle, mazbatanın %25,46 oy alan Ak Parti adayı Hüseyin Beyoğlu‘na verilmesine karar verdi.

YSK, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde HDP’li adayın KHK ile ihraç edilmesi sebebiyle mazbatanın ikinci olan AK Partili adaya verilmesine karar verdi.

Oysa Denizli’nin Honaz ilçesinde seçimlerin yenilenmesine karar veren Yüksek Seçim Kurulu (YSK)’nun, Diyarbakır Bağlar kararı ilginç karşılanıyor.

Bağlar ilçesindeki karara istinaden haberin detayları burada: YSK’dan Diyarbakır Bağlar kararı! Diyarbakır seçim sonuçları

Devamını oku

# Editör Seçimi

Ekrem İmamoğlu canlı yayında cevapladı!

2019 İstanbul Yerel Seçimlerinde en fazla oyu alan Ekrem İmamoğlu canlı yayında soruları yanıtladı.

Tarih:

on

2019 İstanbul Yerel Seçimlerinde en fazla oyu alan Ekrem İmamoğlu canlı yayında soruları yanıtladı:

Seçimin kazananı belli Büyükçekmece’den bahsedersek sayın Akgün. Kaybedeni belli. Bu seçimin belli olduğu süreçte kaybedilen süreçte arayış. Büyükçekmece’de AK Parti’de siyaset yapmış insanları biliyorum tanıyoırum. Komşularım arkadaşlarım. Çay içeriz, selamlaşırız, yemek yeriz. İyi biliyorum ki başları öne eğik, üzüntülüler. İftira dolu tanımlamalarla bu ilçeyi bilmeyen bir insan insanları rencide ediyor.

AA, saat 6 küsürlerden 11’lere kadar veri girdi. Ne zaman biz çıktık 10 gibi (3 kanaldan takp ediyoruz YSK, parti sistemi, sadece büyükşehir belediye başkanlığı verilerini takip ettiğimiz kimsenin bilmediği sistem) Tüm ıslak imzalı veriler elimizdeydi.

Demokrasiye darbe yapıldı. Bir kumpası biz devirdik. Suç duyurusunda bulunuyorum. Meclis’te bu suç duyurusunu devam ettireceğim. 

Tüm ayrıntılar: CANLI | Ekrem İmamoğlu ortak yayında açıklamalarda bulunuyor!

Devamını oku

Popüler '30