fbpx
Sosyal Hesaplarımız

Köşe Kadraj

Çivisi Çıkan Dünyada Sözde Ahlak

Erkeklerin ahkam kestiği,kadınların ise tecavüzden, tacizden korka korka adım attığı bir ülke haline geldik. Çivisi Çıkan Dünyada Sözde Ahlak

Tarih:

on

Sokaklar da erkeklerin ahkam kestiği, kadınların ise tecavüzden, tacizden korka korka adım attığı bir ülke haline geldik. Bazı istisnalar var; kadına önem veren, duyarlı erkekler… Ama maalesef ki çok az kaldı böylesi…

Dünyanın çivisi çıkmış…

Fikirleri uyuşmadığı, kendi baktığı pencereden bakmadığı için karşısındakine zarar verme potansiyeline sahip insanlarla aynı havayı soluyoruz. Ne yazık! Oysaki her şeyden önce bir birey olarak ilk yapmamız gereken şey karşımızdakine saygı duymak olmalı. Karşımdakinin fikri, kılık kıyafeti, davranışı (kimseye zarar vermediği sürece) beni hiç mi hiç ilgilendirmez. Keşke herkes böyle düşünebilse ama ne mümkün! Şort giydi diye tekmeleyen mi dersin kafası kapalı diye küfür eden mi… Kadına şiddette adeta zirveye gelmiş bulunmaktayız.

Gelelim bu aralar gündemi yoğun bir şekilde meşgul eden konuya. Türkiye’nin acı gerçeklerinden biri maalesef ki ensest ilişki… Sizlerde görmüşsünüzdür, ünlü birinin yeğeniyle yaşadığı aşkı. Pardon, çirkinliği! Bu sadece basına ve ekranlara yansıyan kısmı… Ensest ilişki o kadar bastırılıp ört bas ediliyor ki, aslında ne kadar da yaygın olduğunu bu yüzden bilemiyoruz. Nasıl bu hale geldik, bu toplumun midesi nasıl bu kadar genişleyebildi bir fikrim yok. Bir insanın amcasıyla ilişki yaşaması veyahut bir babanın kızıyla birlikte olup ondan çocuğunun olması, ağabeylerin, kuzenlerin toplanıp evin kızına tecavüz etmesi… Hayvanlara tecavüz eden, onlara zarar vermekten haz duyanları da es geçmemek lazım. Hepsi maalesef ki güzelim ülkemin ne kadar da çirkinleştiğinin bir göstergesi. Cinsel mevzuları ayıptır, sus konuşma diyerek bastırılan bir toplumda belki de sırf bu kadar tabu olduğu için bu denli olaylarla karşılaşıyoruz. Çünkü genele baktığımızda kızına, kardeşine tecavüz edenlerin çoğu “sözde” muhafazakar, namusa önem veren tipler!

Bu ilk değil!

Bu ilk değil!

Şuan herkes o adamı konuşuyor, kız 14-15 yaşında iken amcasına aşık olmuş, ahlaki değerleri yüksek bir adam olmuş olsaydı bunun sadece bir hayranlık olduğunu ona daha küçük yaşta bu duyguları beslediği andan itibaren anlatırdı. Ancak dünyada başka insan kalmamış gibi yeğeniyle aşk yaşamayı tercih etmiş. Yalnız her şeyden önce şu soruları sormamız gerekiyor. Biz nasıl bu hale geldik? Bu nasıl bir toplumsal düzen? Bu ilk değil, nasıl bir çözüm bulunmalı gibi şeyler sormak yerine bunu dedikodu malzemesi yapıp; ahh fotoğrafları gördün mü ile başlayıp tüm detaylarına kadar konuşuyoruz.

Bunca pisliğin nasıl temizleneceğini bilemesem de caydırıcı bir ceza sistemi getirilmediği sürece bu gibi şeylerin sonu gelmeyecek. Kadına, erkeğe, hayvana, cansız cisimlere dahi sapkın bakan insanlar yok olmadıkça bu tür haberlere maalesef ki alıştırılacağız. Korkarım ki, caydırıcı bir ceza da gelmeyecek. Sonumuz hayır olsun diyorum.

Reklam Alanı Kızılay Web Banner 468X060
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

Gezi Kadraj

İstanbul’un Anıt Ağaçları

“Eski İstanbullular” gibi zihnimizde ve imgelemimizde saygıdeğer, kültürlü, görmüş geçirmiş ihtiyarlar şeklinde beliren sözcükleri bu şehrin anıt ağaçlarıyla birleştirmek sanki doğru oldu.

Tarih:

on

Artık büyük ölçüde yitirilen İstanbul kültürünün ve coğrafi zenginliğin henüz var olduğu zamanlardan günümüze ulaşan nebati devlerin hikayesini Volkan Yalazay yazdı.

Yeşil Gazete’de yer alan İstanbul’un anıt ağaçları konulu söyleşide Volkan Yalazay:

“Eski İstanbullu Ağaçlar” Kitabın ismi böyle. Her ne kadar literatüre “Anıt Ağaç” olarak giren ağaçları anlatıyorsam da İstanbul söz konusu olduğunda işin içine “Eski İstanbullular” gibi zihnimizde ve imgelemimizde saygıdeğer, kültürlü, görmüş geçirmiş ihtiyarlar şeklinde beliren sözcükleri bu şehrin anıt ağaçlarıyla birleştirmek sanki doğru oldu. Onlar, yani İstanbul’un anıt ağaçları artık büyük ölçüde yitirdiğimiz bir İstanbul kültürünün ve coğrafi zenginliğinin henüz var olduğu zamanlardan günümüze ulaşan nebati devler.

Detayına değindi.

Söyleşinin tamamı burada

Devamını oku

Yaşam Kadraj

Terkediş

Geceye kenetlenen bir düşüncem karanlığımda kayboluyor. “Eski anılarım” adlı acılarıma kulak veren bu çöküntünün; artık tutunacak dirayeti kalmadı…Terkediş

Tarih:

on

Terkediş

Soğumaya yüz tutmuş dünyama bir yolculuk ettim. Sensiz, eksik, yarım bir ada var; ucu bucağı sonsuz olarak etiketlediğim diyarın sise bulanmış eteğinde. O ada; sen ve benim, bizim, bir bütün olarak kurduğumuz, inşa ettiğimiz hayalleri sakladı. Dizaynı sana ait, inşası bana ait nice katlı evler, nice saçlı evler. Balkonundan seyre daldığımız çocuklarımızı gömdüm, her gün çaba sarf ettiğin bahçemize. Yaşlarını takip eden bir nehir hayalin vardı. İçini temizleyen bir berraklığa sahipti.

Hayal değil, resmettiğimiz; soluksuz yazdığım bir kitap sayfası gibiydi. Seni adanın bir ucundan diğer ucuna sürükleyen paragraf gibi bir hayaldi. Bir ev inşa edilecekti. Bir şehre dönüştü. Sonra da ülkeye. Sonunda dünyaya. Ve sen çekip gittin. Sahip olması en doğal hakkı olan kişi, bu hayalin başyapıtı resmedilemezdin. Hiç bir dilde, bir kelime dahi karşılığı olmayan sen; değiştin. Nedeni bilinmeyen bir değişim.

Hastalık gibi değildi bu… Yada mevsim gibi değildi. Yani geçici olmaktan çok uzak bir farklılıktı bu. İsim vermekte zorlanıyorum buna lakin isimlendirmek ne denli kolaydır? Göç gibi bir şeydi sanki; uzaklara seyahat eden bulut hayal et. Gözden kaybolup yok olan bir seyahat misali. Ne sen bir buluttun ne de seni sürükleyen bir rüzgar vardı, bu hayalde.

***

Elvedalara kulak asmayan bir yolcuydun sen.
Arkana dahi bakmadan çekip giden.
"Belki" diye diyorum... Bir duraksama ile dönsen
ardına belki gidemezdin.
"Tutuklu kalırdın" diye resmettim o anı.

***

Hayalden başka bir şey değil

“Diye”ler ile doldurulmuş bir metin asla gerçekliğe kavuşmayacak. Ve senin o anda duraksaman bile, belirsizlikte kurulmuş, muhtemel hayalden başka bir şey değil.

Bulanan zihnim kabiliyetini yitirdi. Paslanan hayallerim, ot saran karakterim, yosun bağlamış kelimelerimi hapsettim tüm diyarı dönüştürdüğüm zindana.

Senin gittiğin o karanlık vakit, kurduğum acı hatırama ulaştı.

Geceye kenetlenen bir düşüncem karanlığımda kayboluyor. “Eski anılarım” adlı acılarıma kulak veren bu çöküntünün; artık tutunacak dirayeti kalmadı, belleğimde tükettiğim umut zerrelerine. Arafa atılmak istiyor sözcüklerim, senli hayallere kavuşmak adına. Sonsuz ufuklarına açılmak, engin derinliğe sahip gözlerinde hapsolmak istiyorum. Sabahların kokusu olmak, gecelerin nefesi olmak istiyorum teninde. Dilime kazımak istiyorum seni. Aydınlığın, karanlık rotasında esaret olmak istemiyorum.

Ne fayda ki; bunlar, giden senin ardından duyulamayan bir kaç haykırıştan ibaret.

Devamını oku

Köşe Kadraj

Trajedi

Hüznün isimsizliği trajedisi. Günümüzün ağır vebası… İnsanlığın sürekli hüzün içinde, İsim koyamaz ruh halini. Hayatında ideoloji benimsemesi.

Tarih:

on

Yazan:

Trajedi
Yangı

Hüznün isimsizliği trajedisi.
Günümüzün ağır vebası...

İnsanlığın sürekli hüzün içinde,
İsim koyamaz ruh halini
Hayatında ideoloji benimsemesi.
Ufak sanılan küçücük yaranın,
Ur şeklinde vücuda yerleşmesi.
Kestiğin, kazıdığın yerden,
Arsız sarmaşık gibi boy vermesi.
Bizi bu arsızlıklar yordu.
Sevgisizlik, hadsizlik, değersizlik
En mühim olan kısmı ise;
Hiç edilmişlik.

Sen zannedersin ki serilmiş önüne;
Çok geçmez, beklemediğin anda
Emeğini verirler eline.

Devamını oku

Popüler '30

Sizin için Öneriyoruz!

Eğitim videoları ve uzman cevaplarıyla

 

Kadraj Akademi youtube’da!


Abone Ol!